"Süper hücre fırtınası" Bursa'yı vurdu

Samsun Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kahraman, gök gürültülü fırtınaların sadece yüzde birini oluşturan, hem dar alanlarda hem de kısa süreli görülen, çapı 5 santimetreden büyük, yumurta ebatlarında dolu hadiselerinin yaşanmasına neden olan süper hücreli fırtınanın, dün Marmara Bölgesinin güney kesimlerinde etkisini gösterdiğini söyledi.

''Süper hücre fırtınası'' Bursa'yı vurdu

Kahraman, genellikle dar alanlarda 5-10 kilometrelik bölgede sağanak şeklinde yağış bırakan bulut tipinin, gök gürültülü yağış sistemini oluşturduğunu söyledi.

Süper hücre denilen fırtına cinsinin, aslında bütün gök gürültülü fırtınaların sadece yüzde biri civarında olduğunu ifade eden Kahraman, "Çok çok nadir görülür. 5-10 kilometre genişliğinde bulut yapısına sahip bir sistem. Hem dar alanlarda hem de kısa süreli görülür." diye konuştu.

Bunun her yıl belirli bir noktada ya da belirli bir şehir üzerinde görülecek bir sistem olmadığını dile getiren Kahraman, şöyle devam etti:

"Süper hücreli fırtınaları, diğer gök gürültülü fırtınalardan ayıran özeliklerinin başında, çok organize fırtına biçimi olmasıdır. Yükselici hava hareketleri belli bir helezonik bir şekilde yükselir. Bunun olması için belli başlı rüzgar, sıcaklık koşullarının oluşması gerekiyor. Nadir görülen ama aynı zamanda en tehlikeli olan bir cins. Çünkü, bunlar özellikle karada görülen yıkıcı hortumların hemen hemen tamamından sorumlu fırtınalar. Ülkemizde de görülen zayıf deniz hortumları değil, ABD'deki yıkıcı hortumları süper hücreli fırtınalar üretir. Ama bütün süper hücreli fırtınalar hortuma neden olmaz. ABD'deki çalışmalara göre süper hücreli fırtınaların yaklaşık yüzde 20'si hortum üretiyor." 

Süper hücreli fırtınaların daha çok yıldırım ve şimşek, sele neden olabilen kısa süreli aşırı yağışlara da neden olduğunu ifade eden Kahraman, "Çapı 5 santimetreden büyük dolu hadiselerinin hemen hemen tamamı süper hücreli fırtınalardan meydana geliyor. Diğer gök gürültülü fırtınalar da dolu oluşturabiliyor fakat yumurta büyüklüğündeki dolu tanelerini süper hücreli fırtınalar oluşturur. Dolu tanesinin büyümesi için bulut içindeki aşağı yukarı hareketlerde çok daha uzun mesafe kat etmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

- "Türkiye bu tür fırtına biçimine uzak değil"

Abdullah Kahraman, çok sık rastlanılmadığı için bu fırtına biçiminin atmosferde görülmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, geçmişe dönük kayıtlardan bu tür hadiselerin tespit edildiğini söyledi.

Farklı, olağan dışı hava olaylarının her zaman iklim değişikliğiyle açıklanmaması gerektiğini dile getiren Kahraman, "Bu tür süper hücre fırtınaların çok önceden de gerek Türkiye'de, gerekse Avrupa'nın bir çok yerinde görüldüğünü biliyoruz. 1818'de Çeşme'de böyle bir hortum kaydı var. Yine 1914'te Büyükçekmece'de 2 kişinin ölümüne neden olan bu tür bir hortum kaydı bulunuyor. Yani çok eski zamanlarda da Türkiye'de hortumların ve büyük dolu tanelerinin görüldüğünü biliyoruz. Aslında Türkiye bu fırtına biçimine çok uzak değil. Nadir bir hadise olduğu için genellikle çok anormal, hiç olmayacak bir şeymiş gibi algılanıyor." ifadelerini kullandı.

Kahraman, kendisinin de dün sosyal medyadan Marmara Bölgesi için iri taneli dolu görülme ihtimali olabileceğini yazdığını hatırlatarak, İstanbul'da dolu yağışı görülmezken Çanakkale Gelibolu'da 4-5 santimetre çapındaki, Bursa Yenişenir, İnegöl, İzmit, Balıkesir'de görülen dolu yağışının süper hücreli fırtına sonucunda gerçekleştiğini söyledi.

Marmara'nın kuzeyinde değil de güneydeki illerde bu tür yağışın yaşandığını ifade eden Kahraman, "Süper hücreli fırtınalarda dolu yağışı için net olarak lokasyon belirtmek mümkün değil." dedi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nce ülkenin her köşesine meteorolojik istasyonların kurulduğunu, Türkiye'nin hemen hemen tamamını kapsayan bir radar ağının bulunduğunu vurgulayan Kahraman, meteorolojik gözlem olarak bir eksiklik olmadığını kaydetti.

Kahraman, bu verilerin kullanıp değerlendirilmesinin önemine değinerek, sadece Türkiye'de değil Avrupa'da da konvektif fırtınalara, dolu ve hortum gibi hadiselere ilişkin meteoroloji teşkilatlarının bakış açısının ABD'den geride bulunduğunu, yeni bilimsel gelişmeleri tahmine dönüştürecek çalışmalar yapılması, tahmincinin kullanabileceği pratik araçlar geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Abdullah Kahraman, tahmin konusunda vatandaşların meteorolojik kaynaklara göre hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.

- "Geçen yıl yaşanan dolu süper hücre fırtınasıydı"

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse, her yüz fırtınalı yağıştan bir tanesinin süper hücre yağışı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla her gök gürültülü, şimşekli, yıldırımlı yağış süper hücre yağışı değildir. Süper hücreli fırtına, mayıs ortasında başlayan, genelde 42 gün ve ikindi vakitlerinde yağdığı için 'kırkikindi yağmurları' olarak bilinen yağmurların bir araya gelerek daha güçlenmesiyle oluşabildiği gibi bazen de peş peşe oluşabilir. İstanbul'da 27 Temmuz 2017'de meydana gelen süper hücre yağışında bulutun çeperi 10-12 kilometre genişliğinde, kalınlığı ise 9 bin metreden daha fazlaydı. Bu yağmur, oldukça seyrek görülür. Zira İstanbul, en son 15 Ağustos 2004'te bu yağışa sahne olmuştu. O zaman da bu yağış Alibeyköy'de derenin taşmasına neden olmuştu." 

Son güncel tahmin modellerine göre kıyı Ege ile Marmara Bölgesi'ni kapsayan geniş bir alanda kuvvetli meteorolojik hadiseyle birlikte dolu yağışı ihtimali olduğunu kaydeden Köse, MGM tarafından yapılan uyarıların İstanbullular tarafından çok ciddiye alındığını, herkesin aracını korumaya çalıştığını ancak dolunun İstanbul'da değil, Çanakkale Gelibolu, Düzce Gölyaka, Bilecik ve Bursa Yenişehir'de yağdığını söyledi.

- "Şehirlerde hava koridoru engelleniyor"

Köse, şehirlere sürekli yüksek bina dikildiğinde hava koridorunun engelleneceğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Buna son verilmesi lazım. Hava sıcaklığı 33 dereceyken, gölgede 38 hissediliyor, asfalt sıcaklığı da 65 dereceye çıkıyor. Şehirlerimizde yeşil alanlar arttırılmalı. Yüksek binalara karşı değiliz ama yüksek bina inşa edilirken rüzgarı engellememesi için doğru planlama şart. Rüzgar geçiş yönlerine hassasiyet gösterilmeli. Gerek ülkemizde gerekse dünyanın birçok yerinde geç kalınmış. Ayrıca şehirlerin altyapısını ortalama düşen yağışa göre yaptığımız için dünyanın dört bir yanında sel ve su baskınları yaşanıyor, yaşanmaya da devam edecek. Sanayi devrimi öncesine göre yağışların şiddeti en az 3 kat artmış vaziyette. Bu nedenle; binalarda su basmanları yeniden gözden geçirilmeli, altyapılar yağışın süre-şiddet- frekans eğrilerine ve ilçeyi temsil eden verilere göre yapılmalı."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!