Süleyman Soylu: Hırsızı iyi bilirim, CHP çalmış

Soylu, iptal edilen 31 Mart İstanbul seçimlerine ilişkin açıklamalarında bulundu

Süleyman Soylu: Hırsızı iyi bilirim, CHP çalmış

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, iptal edilen 31 Mart İstanbul seçimlerine ilişkin açıklamalarında bulundu. Soylu, seçimin neden iptal edildiğiyle ilgili soruya, "Çalma da var, hırsız da var. Ben İçişleri Bakanıyım hırsızı iyi bilirim. Gecenin saat 10'unda gideceksin, hadi bir tane il başkanı gitsin de gecenin 10'unda açtırsın da itiraz etsin, işi değiştirsin bakalım"dedi.

İçişleri Bakanı Soylu, Veyis Ateş moderatörlüğünde Habertürk TV ekranlarında yayınlanan Habertürk Gündem Özel programında soruları yanıtladı. İstanbul seçimleri, Trabzon'daki HES taşkını ve İBB adaylarının karşı karşıya geldiği ortak yayınla ilgili açıklamalar yapan Soylu, "İstanbul'u marjinal bir gruba emanet etmek istiyorlar. FETÖ'nün içinde olduğu, Kandil'in, PKK'nın, LGBT'nin, Gezi olaylarının ve CHP'nin bütün karmaşık yapısıyla içinde olduğu bir gruba emanet etmek istiyorlar. İstanbul bunu kaldıramaz. Bu grup İstanbul'u tahrip edecek. Sadece zaman kaybı değil. İstanbul güçlü bir şehirdir. Ben de çok merak ediyorum, İstanbul hangi kararı verecek?" şeklinde konuştu.

Soylu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Çok üzüntü verici. Orada bir cümle söyledim, doğayla bilek güreşi yapmamak lazım. Doğa kendi kurallarını ortaya koyuyor ve dayatıyor. Bir şey daha öğrendim, doğa sinyal veriyorsa alacaksınız. Orada birkaç kez küçük olmuş. Yıllardır böyle büyük bir şeydir karşı karşıya kalınmamış. Orada büyük sel felaketinin olduğu hatırlanmıyor. Ben ona sinyal diyorum. Koskoca bir dağ kopuyor. Oradan itibaren debisi de çok da büyük olmayan bir dere. Yukarıdan aşağıya önüne toprağı da kaçınca, büyük kayaları katınca karton evler gibi 7 evi söküp atıyor. Koskoca iş makinalarını alıp götürüyor. Çok az bir zaman orada gelen selle dönme imkanını bulamadan sele kapılan insanlar. 7 vatandaşımıza ulaşıldı. İnşallah 3'üne de ulaşma çalışmaları yapılıyor. Vefat edenlerin büyük bölümü orada çalışma esnasında hayatlarını kaybettiler. Orada birçok derelerde ıslah çalışmaları yapılıyor. Çoğunun bitirilmesi gerekir. Kökü derin ağaçlar gerekir bu heyelanların engellenmesi için. Arkadaşlarımız orada. Neler yapılması lazım geldiği kendi sistematiğimiz içinde gerçekleştirecekler. Bakan Pakdemirli arkadaşımızla birlikte gezdik. İnşallah böyle afetlerle karşılaşmayız.

"İnanın Türkiye pazar günü ne söyleyecek merak ediyorum"

Benim bir tarz-ı siyasetim var. Saklamam da. Yarın biteceğini bilsem yine söylerim. Bu tarzı siyasetimden de vazgeçmem. Eğer gördüklerimizi söyleyemeyeceksek, İstanbul burası. Sadece bizim şehrimiz değil. Medeniyet baş yeri. İstanbul şu anda önemli bir sorumluluk içerisinde. Belki de tarihinde ilk kez bir sorumlulukla karşı karşıya. İstanbul böyle bir sorumluluk yaşamadı hiç. Türkiye bir karar verdi. Dedi ki, 'Ben 31 Mart'ta bana önerilen iki öneriyi onaylıyorum. Birisi beka, iki son yarım asırda 4-4,5 yıllık zaman diliminde hükümet güç istiyor, ben bu gücü ona veriyorum' dedi. Cumhur İttifakı'na yüzde 51-52 oy verdi. Belki siyasi hayatımızda bu kadar büyük başarı elde edeceğimiz bir sonuç çıkmaz. AK Parti'nin aldığı başarı tarihi başarıdır. Türkiye AK Parti'ye, Cumhur ittifakına, kendine bir istikamet çıktı. 'Senin terörle mücadeleni, dış politikada çizdiğin çerçeveyi beğeniyorum, S-400 gibi politikalarını beğeniyorum' dedi. Şimdi merak ediyorum Pazar günü ne söyleyecek?

"Biz İstanbul'u yükseltiyoruz büyütmüyoruz"

İstanbul sadece ticaret başşehri değildir. Bu coğrafyanın en iyi ulaşım networku değildir. Herkesin nefeslenebileceği bir şehir değildir. Bu coğrafyanın kalbidir. Zihnine ümitsizlik düşenlerin ümididir. Allah muhafaza Bakü, Bosna, Kosova, Kudüs, Telafer, Doğu Türkistan, Kerkük'ün ümididir. Bu ruhu Gezi ruhuna döndürürseniz. Şehirlerin de bir maneviyatı vardır. Normalde hepimiz İstanbul'da yaşıyoruz. İki taraf da bir şeyler öneriyor. Biz bir şey öneriyoruz. Bir felsefe ile bunu öneriyoruz. Etrafımızdaki coğrafyayla ilişki kuruyoruz. İstanbul'a zaman kazandırıyoruz. İstanbul'u yükseltiyoruz, büyütmüyoruz. Bir Tayyip Erdoğan felsefesi var orada. Bir tarafta Eyüp Sultan'dan koparmıyoruz bir taraftan Uzakdoğu'ya bağlıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden. Bir taraftan ticaretin ve dünya ekonomisinin en nitelikli şehri haline getirmeye çalışıyoruz. Modern İpek Yolu'nun merkezi bir taraftan bir ilim merkezi haline getirmeye çalışıyoruz.

"Tayyip Erdoğan 25 yılda İstanbul'u herkesin İstanbul'u yaptı"

Ölünce çocuklarınız sizin için mezar düşünmeyecekler. Bizim çocukluğumuzda İstanbul'da birinci dert mezar yeriydi. Tayyip Erdoğan öyle bir felsefe oluşturdu ki, ona karşı olanlar 'Allah bu adamdan razı olsun mezarlıklarımızla bizi buluşturdu' dedi. Bu tek taraflı bir şehri yönetmek adına kurgulanan bir akıl değil. Koskoca bir küre içerisinde bir şehri o iklimde geleceğe götürebilmek. 94 yılında Tayyip Erdoğan belediye başkanı olduğu zaman, 'artık kadınlar başı açık İstanbul'da dolaşamayacaklar, belediye otobüslerine binemeyecekler'. Tayyip Erdoğan 25 yılda İstanbul'u herkesin İstanbul'u yaptı. Süleymaniye'de doğdum, Gaziosmanpaşa'da büyüdüm. Bu şehirde ekmeğimi kazandım. İstanbul'da hiçbir kesim 1994'deki yaşam biçiminden geri adım atmadı.

"FETÖ, PKK ve CHP'nin bulunduğu karmaşık bir grup"

CHP'nin tarzı siyaseti. Kimi getirirlerse getirirler. 1989 öncesi Nurettin Sözen'le ilgili nasıl bir adam olduğuna bakın. Nurettin Sözen iyi bir adam. Solcu, birtakım kalıp fikirlere sahip. Ama İstanbul perişan oldu. Buradaki tehlike Nurettin Sözen'in tehlikesinden iki üç kat daha fazla. İstanbul'u marjinal bir gruba emanet etmek istiyorlar. FETÖ'nün içinde olduğu, Kandil'in, PKK'nın, LGBT'nin, Gezi olaylarının ve CHP'nin bütün karmaşık yapısıyla içinde olduğu bir gruba emanet etmek istiyorlar. İstanbul bunu kaldıramaz. Bu grup İstanbul'u tahrip edecek. Sadece zaman kaybı değil. İstanbul güçlü bir şehirdir. Ben de çok merak ediyorum, İstanbul hangi kararı verecek?

"Biz Ankara, Antalya'yı kaybettik ama İstanbul'u kaybetmedik"

Bazen seçim oturmaz. Bu işi bilirim. Bildiğimi de bilmemezlikten gelmem. Toplam seçim içerisinde başka bir noktaya ulaşır. Bunu seçim sonrası bir başka programda oturup konuşalım. Bazen oturmayabilir. En iyi yaptığınız yerde oturtamayabilirsiniz. Seçmenin kendine ait, uzun erimli halin getirdiği sonuç oluşturur. Bunun muhakkak rasyonalitesi vardır. Biz bu seçimi kaybetmedik, bunu söyleyeyim. Biz Ankara'da hakikaten gayret gösterdik. Evet belediye meclisini biz aldık, doğru ama büyükşehir belediye başkanlığını kaybettik. Antalya, Mersin ve Adana'yı Cumhur ittifakıyla kaybettik ama İstanbul'u kaybetmedik. Şırnak, Ağrı, Bitlis, Zonguldak'ı kazandık. Bazen kazanırsınız, ama kaybetmişsinizdir. Bazen de kaybedersiniz ama kazanırsınız. Bu İstanbul seçimi böyle bir şey değil. Antalya'ya çok hizmetler yaptım. Hakikaten Menderes Bey çok iyi hizmetler yaptı, ama kaybettik. Demek ki öyle oturdu öyle.

"Gezi'de yaşadığımız bir organizasyon gibi organizasyondu"

Ben hayatımda böyle bir seçim görmedim. Hayatım YSK, ilçe seçim kurullarıyla mücadele etmekle geçirdi. İl seçim kurulları etkisiz elemandır. Gelgeç duraktır. İmamoğlu bir şey söylüyor mesela. Bu kadar vatandaşı aldatmaya yönelik, kandırmaya yönelik ilk kez bir organizasyon görüyorum. Hakikaten bu Gezi olaylarında yaşadığımız gibi bir organizasyondu. Yalanı doğru gibi konuşan bir organizasyondu. Bir zarfın içerisinde 20 lira mı var? 4 tane 5'lik var. Onların jargonuyla söylüyorum. Murdar edilen bu. Bugünkü seçimin kafa kafaya gidiyor. At başı gidiyor. Peki Gaziosmanpaşa, Esenler, Bakırköy'deki seçim atbaşı mı gidiyor? O zaman bir tekini murdar edersin. Murdar ettiği bu üçü değil.

"Ben İçişleri Bakanıyım hırsızlığı iyi bilirim, CHP çalmış"

Seçim kurulu organizasyonlarını iyi yapmışlar. Sandık başkanları organizasyonlarını iyi yapmışlar. Seçimde hile yapılabilir ve bu yakalanır. Mevzidir, belli alanda yapılır. Bu yaygınlaştırılamaz. Bunu İstanbul'da yaygınlaştırmışlar. Hakikaten çalmak için yaygınlaştırmışlar. Direk CHP bunu çalmak üzere kurmuş. Çalma da var, hırsız da var. Ben İçişleri Bakanıyım hırsızı iyi bilirim. Gecenin saat 10'unda gideceksin, hadi bir tane il başkanı gitsin de gecenin 10'unda açtırsın da itiraz etsin, işi değiştirsin bakalım.

"Otelde olayın üstünde yakalanmışlar bu kadar açık ve net"

Siz açtıracaksınız ve gece bu kararı değiştireceksiniz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı halkın gözüne baka baka kandırıyor. 29 bini söylemedim diyor. Söylemedi mi peki? Bizim aklımızla oynuyorlar. 4-5 tane yeni yetme Türkiye'nin aklını dolandıracak. Şu ortak yayındaki olay nedir Veis Bey? Size itimat ediyor birileri güveniyor. Şahsınıza güveniyor. Karı koca niçin boşanıyor? Birbirini aldattığı için. Aldatıyorsa boşanıyor. Burada otelde cürmü meşhut yakalanmışlar, bu kadar açık ve net. Olayın üstünde yakalanmışlar. Saf, iyiniyet, temiz bir şekilde bu yayına hazırlanan Binali Yıldırım var. Öbür tarafta her türlü cambazlığı, hokkabazlığı yapan var. Burada demokrasi ifal edilmiştir. Demokrasi temizlik rejimidir. En saf haliyle vatandaşın karşısına çıkma halidir.

"Emeğimize kim halel getirirse buldozer gibi gideriz"

Yıllarını gazeteciliğe vermiş insanları ayıplanıyorum. Mesleklerine ihanet ediyorlar. Bugün hem kendi mesleğine, hem demokrasiye hem de siyasete ihanet ediyorlar. 3-4 yeni yetme milletin aklıyla alay etmeye çalışıyorlar. Ellerine geçirdikleri güçlerle beraber yarın bunların İstanbul'da Türkiye'de yapacaklarına kimse müsaade edemez. Emeğimize kim halel getirirse üzerine buldozer gibi gideriz. Bu bir edepsizliktir. Size itimat eden kişiyi bir otel odasında aldatacaksınız. meseleyi başka bir tarafa geçmeye çalışacaksınız.

"Biz hayatını ortaya koyanlar bu oyunu kurdurtmayız"

Otel olayının öncesi de var. Tekraren söylüyorum bir yeni yetme grupla karşı karşıyayız. Bunlar Türkiye'nin aklıyla alay ediyorlar. Bir mesele çıktı, hatırlıyor musunuz? Binali Yıldırım, Binali Abi yani, soruları istedi diye. Böyle bir şey ortaya çıktı mı? Bunu nasıl saldılar? Dediler ki, 'yanlış anlamışız'. Bunu yalanların prensi, Ekrem İmamoğlu söylüyor bunu. Bu da bir senaryoydu. Bütün süreci kurgulamışlar. Yayının içerisindeki haklar dahil olmak üzere. Bu 31 Mart'taki çalma çırpma olayı o güne ait bir zeka ve akıl değil. O bir süreç ve bu süreci hala devam ettiriyorlar. İstanbul'u ele geçirmeye çalışıyorlar. Can Dündar'ın Taksim Meydanı diye attığı tweetleri hatırlıyor musunuz? Başka yerlerden alıntılıyarak milleti tahrik etmek için çalıştığı attığı tweetler. Bu bulaşıcı bir ahlaksızlıktır. Emeğimizi çalmak istiyorlar. Bu milletin geleceğine ait oyun kurmak istiyorlar. Demokrasi üzerine kim mühendislik yapıp, oyun kurabilir? Kaç kuruşluk zekalarıyla bunları yapacaklar? Biz bu ülke için risk alan hayatını ortaya koyanlar, bunlara oyun kurdurtmayız.

"Ben bu filmde tek başıma kalsam da hayatıma devam ederim"

Otele gidekcesiniz, 40 dakikanın üzerinde kalacaksınız. Bunlar ibadet yapar gibi birbirine yapışmışlar. Burada en çok kahramanlık yapan birbirine ödül verecek. Birbirleri adına kahramanlığı oynuyorlar. VİP meselesinde olmadı mı? O televizyonda iki yayın yapan bu fotoğrafları gördü mü, görmedi mi? Bir tiyatro oynuyorlar, ne kadar oynarlarsa oynasınlar. Ben bu filmde tek başıma kalsam da hayatıma devam ederim. Valiye it dediğini kulaklarınla duyacaksınız, bunu televizyonda söyleyeceksin, sonra da RTÜK yalanına sığınacaksınız. İşinin namusu olmayan bir kişiden her türlü tehdit ve tehlike beklenir. Bizim işinin namusu gençlere ve geleceğe ihtiyacımız var. Her türlü oyun, düzenbazlık ve ilkesizlikle ben seçimi alırım diyenler.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!