Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

Su:Bir yerlerden talimat almadan karar veren yargıya alışmalıyız

AK Parti Bursa Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Sözcüsü İsmet Su, özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığına ilişkin eleştirilerle ilgili yaptığı açıklamada, adaletin dağıtıcısı olan hakim, savcı ve avukatlara güvenilmesi gerektiğini belirterek, "Bir yerlerden talimat almadan karar veren yargıya alışmalıyız" dedi.

Su:Bir yerlerden talimat almadan karar veren yargıya alışmalıyız

Son günlerde CHP tarafından gündeme getirilen özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığına ilişkin eleştirilere cevap veren Su, "Muhalefet cephesinden, özellikle CHP'den gelen, özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığına ilişkin eleştiriler doğru değil. Bu konuda bizler karar vermeyeceğiz. Bağımsız yargı ve birinci derece mahkemeleri, onların verdiği kararları denetleyen üst mahkemeler var. Diyelim ki özel yetkili mahkeme bir karar verdi ve bu karar Yargıtay'dan da geçti, kesinleşti. Biz şimdi bunu,
yani adaletin doğru dağıtılmadığını sürekli tartışacak mıyız? Yargıtay'ın üzerinde bir Yargıtay mı olacak? Biz bir noktada adalet terazisini tutan hakimlere, onlara yardımcı olan savcılara ve savunma noktasındaki avukatlara, adaletin üçlü sac ayağı dediğimiz bu noktalara güvenmek zorundayız" şeklinde konuştu.

"TALİMAT ALMADAN KARAR VEREN YARGIYA ALIŞMALIYIZ"
Bu eleştirilerin geçmişten kalan bazı alışkanlıkların ürünü olduğunu ancak bunun aşılması gerektiğini ifade eden Su, "Burada belki şu var: Bağımsız yargının bu kadar hızlı, ve bu kadar cesur davranması, belki birilerine zor geldi. Yani, nasıl olur da bağımsız yargı bu kadar hızlı davranır. 'Eskiden bizden talimat alanlar, şimdi niye bizden talimat almıyor?' düşüncesinde olanların yargı hakkındaki yanılmalarını gösteriyor. Çünkü geçmişte bir kısım yargı mensupları, çağrı üzerine bazı makamlara gider,
çağırıldıkları makamlardan brifing alır, aldıkları brifingleri de mahkemelerde uygulardı. Fakat bugün gelinen noktada, artık yargıya ne bir sivil ne bir asker ne de başka resmi bir makam ne talimat veriyor ne de brifing veriyor. Bağımsız yargı kendi süreci içerisinde çalışmalarını devam ettiriyor. Bir yerlerden talimat almadan karar veren yargıya alışmalıyız" diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU'NA FEZLEKE YORUMU
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Silivri'deki hakim ve savcılara yönelik sert eleştirileri ve suçlamaları nedeniyle hakkında hazırlanan fezlekeye ilişkin görüşlerini de açıklayan Su, "Temennimiz, bir siyasi parti genel başkanı tarafından, mahkemelere etki edecek beyanatlarda bulunulmaması. İkincisi, mahkemeyi bir tiyatroya benzeten ifadeler kullanmak doğru değil, bunun sağlıklı bir muhalefet düşüncesinin bir ürünü olduğunu düşünmüyorum. Bu tarz muhalefet bize de bir yarar
sağlamıyor. Bizim muhalefetten isteğimiz şu, milletimiz bize iktidarı, muhalefete de bize karşı yapıcı muhalefet etme görevini verdi. Yoksa muhalefet gücünü ve dokunulmazlık imkanlarını kullanarak mahkemelere de hakaret etmeye, bağımsız yargıya hakaret etmeye kimsenin hakkı olmaması lazım. Bu fezleke, tamamen bağımsız yargının düzenlemesidir. Bizim bağımsız yargıya, 'Şu konuda bir fezleke düzenleyin ya da düzenlemeyin' şeklinde talimat vermemiz söz konusu olamaz" dedi.

"MAHKEMENİN YAPTIĞI TUTUKLAMALAR TEDBİRDİR"
12 Haziran Seçimlerinde muhalefet partileri tarafından aday gösterilerek milletvekili seçilenlerin durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan İsmet Su, "Mahkemelerin yaptığı tutuklamalar başlı başına bir tedbirdir. Cezalandırma olmaması lazım. Tutuklama gerekçeleri ortadan kalkarsa mahkemeler gereğini yaparlar ve tahliye ederler. Dışarıdan bir müdahale olmadan, tutukladıkları gibi tahliye de ederler. Aslında milli irade mi tutuklu, yoksa tutukluları serbest bırakmak için mi aday gösterdik?
Milletvekillerinin ve bağlı bulundukları partilerin, bir defa bunu sorgulaması gerekir. Çünkü bir anlamda hukukun arkasına dolanarak, hukuka karşı hile yaparak sonuca gitmeye çalışmak ne kadar doğru? Doğrusu milletimiz bunu seçimlerde takdir etti. Milletvekili seçilmek, tek başına tutukluluktan kurtulmanın, tahliye olmanın bir şartı değil. Tahliye şartları arasında, 'Bir kişi milletvekili seçilirse tahliye edilir' diye bir şey yok" ifadelerini kullandı.

TUTUKLU GAZETECİLER YORUMU
Haklarındaki suçlamalar sebebiyle cezaevinde tutuklu bulunun gazetecilerle ilgili açıklamalarda da bulunan Su, "Dışarıya karşı hep, 'Gazeteciler tutuklu' şeklinde ifadeler yer alıyor. Burada ben şunu söylemek istiyorum: Gazeteci tutuklu demeyelim de 'suç işlediği varsayılan kişi' tutuklu. Yoksa bir kişi sadece gazeteci olduğu için tutuklu değildir. Eğer mesleğini icra ederken bir suç işlemişse ya da suç işlediği varsayılıyorsa onun tutuklanması halinde bir gazetecinin tutukluluğunu değil de suç işlediği
varsayılan bir kişinin tutuklandığını anlatmamız, bunu bu şekilde söylememiz lazım. Yoksa bir kişi sadece bir meslek mensubudur diye tutuklanmayacak ya da tutuklanacaktır diye bir şey söz konusu değil. Kimse, sadece gazeteci olduğu için tutuklanmaz ya da tahliye edilmez" diye konuştu.

"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN KONSENSÜS SAĞLANMALI"
Kamuoyunda merakla beklenen sivil bir anayasa hazırlanmasına ilişkin süreci de değerlendiren Su, mevcut meclis aritmetiğine göre sandalye sayısı 330 ve üzerinde olmadığı için AK Parti Grubu'nun Anayasa değişikliğinde tek başına sonuca gitmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Bunun için Meclis'te grubu bulunan partilerle konsensüs sağlaması gerektiğini vurgulayan Su, "Ben inanıyorum ki, asgari müştereklerde nerede birleşilirse toplumun önünü açıp uzlaşmazlıkları giderecek, özgürlüklerin önünü açacak bir
düzenleme, 2012'nin son çeyreğinde Anayasa Komisyonu olarak bizim önümüze gelir. Buna da ihtiyacımız var" ifadelerini kaydetti.
Bir önceki dönem muhalefet partilerine, "Gelin bir Anayasa değişikliği yapalım" denildiği zaman, 'Bize gelmeyin, gelirseniz de bir çay içip gidersiniz' dediklerini hatırlatan Su, "Bizden, yani AK Parti'den parti mensupları muhalefete gittiği zaman, 'Sizin zaten elinizde bir dosya var, bize Anayasa dayatmak için geliyorsunuz' demişlerdi. Şu anda biz, bugün gelinen noktada, 'Şu şöyle olsun' gibi bir dayatma noktasında asla değiliz. Biz, milletten gelen talepleri alalım, milletimizin neler istediğine
öncelik verelim. Anayasa'yı da bu şekilde hazırlayalım, noktasındayız. Yani biz, millet ne istiyorsa o olacak diyoruz" açıklamasını yaptı.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!