Su altı kurtarma kazısında çok sayıda eser çıkarıldı

Antalya'nın Demre ilçesi Kekova bölgesinde su altı kurtarma kazısı yapıldı. Kazıda su altındaki birçok eser gün yüzüne çıkarıldı. Kazının bilimsel danışmanı Doç. Dr. Erdoğan Aslan, "Elde edilen veriler bize bölgenin M.Ö. 7'nci yüzyıldan başlayarak M.S. 13'üncü yüzyıla kadar kesintisiz bir gemi ticaretine ev sahipliği yaptığını göstermektedir" dedi.

Su altı kurtarma kazısında çok sayıda eser çıkarıldı

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Demre'deki Likya Uygarlıkları Müzesi Başkanlığı'nda Kekova Adası'nın içinde yer aldığı bölgede 15 gün süren su altı kurtarma kazısı yapıldı. Kazı Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sualtı Arkeolojisi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Aslan ve ekibi tarafından yürütüldü. Kazıya çeşitli üniversitelerden lisans ve lisansüstü dalgıç arkeologlar katıldı.

İLK KAZI TERSANE KOYU'NDA YAPILDI

Su altı kazısı; yaklaşık 6 bin yıllık denizcilik tarihi içinde Anadolu kıyılarında en çok kullanılan gemi rotaları üzerinde bulunan, M.S. 141 yılında yaşanan deprem sonrası su altında kaldığı düşünülen ve acil önlem alınması gereken doğal olan ve 'Tersane Koyu' olarak adlandırılan bölgede belirlenen üç batık alanında yapıldı. Kurtarma kazısı yapılan ilk bölge Tersane Koyu açıklarındaki batık alanı oldu. Gemicilerin kolaylıkla göremediği ve buraya çarparak batan gemilerin olduğu denizin ortasında sığlık oluşturan bir su altı dağının çevresinde yapılan su altı kazısında çok sayıda ticaret gemisine ait kalıntılar bulundu.

ESERLER KORUMAYA ALINDI

M.Ö. 6'ncı yüzyıldan M.S. 7'nci yüzyıla kadar değişen tarih aralıklarına ait antik ticaret gemilerine ait kargo ürünlerinin bazıları dalga ve akıntılar nedeniyle açığa çıkarken, bu kalıntılar su altından arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarıldı. Bu kalıntılar Likya Uygarlıkları Müzesi'nde korumaya alındı. Buluntular arasında amforalar, kandiller, cam eserler ve günlük kullanım kapları yer aldı.

İKİNCİ KAZI ANTİK YAPILARDA

İkinci çalışma Tersane Koyu'ndaki M.S. 141 yılında deprem nedeniyle su altında kalan antik yapılarda gerçekleştirildi. Bu alanda su altında yer alan antik duvar ve zemin döşemelerini korumaya yönelik belgeleme ve tonozlama çalışması yapıldı. Koya gelen yatların çapa atmadan bağlanabilecekleri tonozlama projesi yapıldı.

BİRÇOK KONUYU AYDINLATABİLİR

Önümüzdeki yıllarda devam etmesi beklenen su altı kurtarma kazılarında çok önemli antik limanlara sahip Kekova bölgesindeki batıklarda Batı Akdeniz, Ege, Klikya, Kuzey Afrika, Suriye-Filistin bölgesi, Mısır, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Marmara bölgelerinin birbiriyle ticari ilişkilerini, sivil ve mimari özelliklerini, inançlarını, ticaret rotaları hakkındaki birçok konuyu aydınlatması bekleniyor.

Likya Uygarlıkları Müzesi Müdürü Nilüfer Sezgin, su altı kazıları sonucu ortaya çıkarılan kültürel zenginliklerin müzede sergilenmek üzere korumaya alındığını söyledi.

İKİ BATIK ALANINA ACİL ÖNLEM GEREKTİ

Kazının bilimsel danışmanı Doç. Dr. Erdoğan Aslan da 2002 yılından bu yana Kekova Adası çevresinde Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle çalışma yürüttüklerini kaydetti. Erdoğan Aslan, "Bu kapsamda Kekova Adası'nın yerleşimi, ada üzerindeki yerleşim, liman alanları, adaya ulaşım ve antik çağ ticaret gemilerine ait sualtı kazısı ile araştırması gerçekleştirilmiştir. Yapılan tespitler sonucunda acil önlem alınması gereken iki batık alanı tespit edilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan izinle Likya Uygarlıkları Müzesi Başkanlığı'nda sualtı kurtarma kazısı yapılmıştır" dedi.

'BİR BÖLÜMÜ DALGA VE AKINTILARLA AÇIĞA ÇIKMIŞ'

Çalışma yapılan alanda bir su altı dağı bulunduğunu vurgulayan Erdoğan Aslan, şöyle devam etti:

"Bu dağa çarparak çeşitli dönemlerde batan gemi batıkları bulunmaktadır. M.Ö 6'ncı yüzyıldan M.S. 7'nci yüzyıla kadar değişen tarih aralığında kargoların bazıları dalgalar ve akıntılar nedeniyle açığa çıkmış. Bu açığa çıkan kalıntıların koruma altına alınması için kurtarma kazıları yapılmıştır. Su altı kazıları ile açığa çıkarılan kültür varlıkları Likya Uygarlıkları Müzesi'ne taşınmıştır. Kekova Adası'nda acil önlem alınması gereken başka bir bölge de su altında ender olarak rastlanan ahşap bir gemiye ait olan kalıntılardır. Söz konusu ahşap gemi kalıntılarının bir bölümü dalga ve akıntılarla açığa çıkmış. Açığa çıkan bölümlerin hızlı bir bozulma sürecine girdiği tespit edilmiştir. Yapılan su altı kazılarında alanın durumu belirlenmiş, koruma önlemleri alınmıştır. Tüm bu çalışmalarla elde edilen veriler bize bölgenin M.Ö. 7'nci yüzyıldan başlayarak M.S. 13'üncü yüzyıla kadar kesintisiz bir gemi ticaretine ev sahipliği yaptığını göstermektedir. Antik çağda Kekova yerleşimcilerinin tüm Akdeniz, Ege ve Karadeniz uygarlıklarıyla yoğun bir ticaret ilişkisi olduğu bulunan bilgiler arasındadır. Ayrıca Kekova'nın doğu-batı ticaretinin tam ortasında bulunması, bu süreçte Akdeniz gemi faaliyetinin kesintisiz devam ettiğini tespit etmiş bulunmaktayız."

DÜNYA KÜLTÜR MİRASI GEÇİCİ LİSTESİ'NDE

Kekova bölgesi 1990 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla 'Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan edildi. Batık Şehir, Simena Antik Kenti, Aperlai, Teimiussa gibi antik kentleri, Akvaryum Koyu, Tersane Koyu, Gökkaya Koyu gibi koylarıyla dünya cenneti olarak adlandırılan Kekova bölgesi, 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştı.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!