Şarbon bu yolla bile bulaşabiliyor!

Şarbon hakkında merak edilenleri anlatan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, şarbonun deri şarbonu, akciğer şarbonu ve bağırsak şarbonu olmak üzere üç tane formu olduğunu söyledi. Çiğ köfte gibi çiğ etten yapılan yiyeceklerin tüketilmesinin şarbona davetiye çıkarabileceğini söyledi. Prof. Dr. Ceyhan, kurban etinden de şüphe ediliyorsa tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekti

Şarbon bu yolla bile bulaşabiliyor!

Şarbon tamamen hayvandan bulaşan bir hastalık... İnsandan insana bulaşın şu ana kadar hiç görülmediğini söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, şarbonun 'bacillus anthracis' adı verilen bir mikroptan kaynaklandığını ve doğada oldukça yaygın bir şekilde bulunduğunu söyledi. 

Hasta hayvanların ölümünden sonra toprakta 50 seneye kadar mikrobun yaşadığını vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, "Şarbon, hayvanlarda son derece öldürücüdür. Eğer hastalık tedavi edilmezse hemen hemen hayvanların yüzde 100'ünü öldürür. Hayvanların etlerine temas edenler bu hastalığa yakalanabiliyor. Ete temas eden el vücudun herhangi bir yerine değdiğinde o zaman deri şarbonu ortaya çıkabiliyor" dedi. 

ÇİĞ KÖFTE SEVENLERE KÖTÜ HABER!

Şarbonun üç tane formu (deri şarbonu, akciğer şarbonu, bağırsak şarbonu) olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ceyhan, "Akciğer şarbonu ve bağırsak şarbonu daha az görülmesine rağmen daha tehlikelilerdir. Bir tanesi, enfekte etlerin iyi pişirilmeden tüketilmesidir. Çiğköfte alışkanlığı nedeniyle bu bizim için önemli bir konu. Özellikle bu dönemlerde çiğ etten uzak durmak lazım. Gastrointestinal şarboni deri şarbonuna göre daha tehlikelidir. Genellikle mikrop bağırsağa yerleşiyor ve orada yara meydana getiriyor ve oradan vücudun diğer bölgelerine yayılıyor.

EN TEHLİKELİSİ TOZ ŞARBON

En tehlikelisi ise solunum formu denilen şeklidir. Bakteri sporlarının solunması şekliyle oluşur. Bu daha da tehlikelidir ve ölüm oranı son derece yüksektir.

2000'li yılların başlarında, ABD'de mektup içerisinde gönderilen toz şarbondan çok fazla etkilenen oldu. Şarbonun toz şeklindeki formunda ölüm oranı çok yüksek. Toz şarbon genellikle akciğerlerde, gözde şişme ve beyin yayılımına neden oluyor" diye konuştu. 

DERİ ŞARBONU TEDAVİ EDİLMEZSE ÖLÜMCÜL OLABİLİR

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, genelde bir yarayla ortaya çıkan deri şarbonunun tedavi edilmezse öldürme riski olduğunu kaydetti. Tedavide etkin ilaçlar olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ceyhan, "Erken tedavi başlanırsa ölüm oranı son derece düşüktür. Hastalık iz bırakan bir yarayla ortaya çıkar, yaranın olduğu yere yakın bir yerdeki lenf bezinde büyüme, ağrı şikayetleriyle geçiştirilebiliyor. Tedavide son derece etkili ilaçlar var" dedi. 

KIYAFETLERDEN ŞARBON BULAŞABİLİR Mİ?

Sanayi ürünlerinde kullanılan hayvan yünleri ve derilerinden de şarbon bulaşabileceği belirtiliyor. Bu, giyim ürünlerinden de bulaşabileceği anlamına mı geliyor? sorusuna Prof. Dr. Ceyhan şu yanıtı verdi: "ABD'de en son şarbondan etkilenen kişilerin davul yapımıyla uğraşanlar olduğu görüldü. Davul hayvan derisinden yapıldığı için o kişiler şarbon bulaştı. Hayvan ürünlerinin hepsinde bulaş riski vardır. Deri, giyim ürünü haline getirilirken bazı işlemlerden geçiyor, o sırada bakterinin ölmesi beklenir. Dünyada şu an gösterilmiş bir vaka yok ama davuldan geçiyorsa giysiden de geçme riski var henüz gösterilmiş bir vaka yok."

ŞARBON HANGİ BELİRTİLERLE ORTAYA ÇIKIYOR? 

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, şarbon belirtileriyle ilgili şunları söyledi: "Genellikle ciltte görülen formunda, ete temas edilen yerlerde önce pembe sonra kızaran bir yara şeklinde ortaya çıkar. Birkaç gün içerisinde o yara, içi sıvı dolu 'bül' adı verilen bir şekle dönüşüp, ortadan başlayarak yara siyahlaşmaya başlıyor, kabuklaşıyor ve ortasında da ülser meydana geliyor.

Genelde elde görüldüğünde koltuk altında; başta görüldüğünde boyunda lenf bezi şişliği, ateş, kusma şeklinde ortaya çıkıyor. Kuluçka süresi oldukça kısadır, 1 ila 5 gün arasında ortaya çıkar.

Hasta tedavi edilmediğinde ya da geç tedavi edildiğinde mikrop, lenf bezlerinden kana, kandan diğer organlara yayılabilir. Bu nedenle erken dönemde tanıyı koyup, hemen tedaviye başlamak çok önemlidir."

KURBAN ETİNDE ŞÜPHE VARSA...

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastalığın sık görülmesi açısından bazı risk grupları var. Özellikle hayvan besicileri, veterinerler, laboratuvarda şarbon içeren materyalle çalışanlar, kasaplar, çiğ et yiyenler risk altında... Yediği etten hastalık kapanlarda bağırsak şarbonu meydana geliyor, o daha tehlikelidir. Eğer kurban etinde şüphe varsa tüketmemek gerekiyor. Ayrıca çok yaşlılar, çok küçük çocuklar, kanser hastaları, kortizon gibi bağışıklık baskılayan ilaç kullananlarda hastalık daha ağır seyredebilir.

"HASTALIK BIÇAKLARDAN DA BULAŞABİLİYOR"

Kesilen hayvanın şarbonlu olup olmadığını bilmek mümkün değil. Özellikle çiğ etle temastan sonra ellerin sabunla yıkanması lazım. Bazı gıda alışkanlıklarımızı belki değiştiremeyiz ama daha dikkatli olabiliriz. Hastalık bıçaklardan da bulaşabiliyor. Ete temas eden bıçakların deterjanla yıkanması lazım. 

Aşı da çok önemli bir konu, hayvanlarda kullanılan aşılar son derece etkili. Bu aşı, karantinaya alınan bölgelerde uygulanıyor. Sağlıklı insanların aşılanmasını önermiyoruz çünkü bir buçuk yıl süren ve altı defa yapılan bir aşı söz konusu. Yan etkileri de var. Dolayısıyla sadece temas eden kişilere aşı öneriliyor, bu da korunmada çok önemli ama en önemli şey özellikle temas. El yıkamaya çok önem vermeliyiz. Şarbona neden olan bakteri özellikle sabundan, dezenfektanlardan etkileniyor."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!