Pamukta tarihi dönüşüm

2017 yılında Türkiye'de 455 bin hektarlık bir alanda pamuk yetiştirildi. Bu alanın yüzde 4'ünü 'iyi pamuk uygulamaları' oluşturdu. Yani dünya standartlarında daha sürdürülebilir, insancıl ve çevreci bir tarım modeli yapıldı. Peki ne işe yarar bu model?

Pamukta tarihi dönüşüm

Türkiye'de yıllık iki buçuk milyon tona yakın üretilen kütlü pamuğun yaklaşık yüzde 50'si Urfa'dan geliyor. Tarımsal üretimin yoğun olduğu dönemlerde hem işçi ölümleri hem de kaza haberleri gelebiliyor. Oysa pamuk üretiminde dünyada son birkaç yıldır yaygınlaştırılmaya çalışılan bir girişim ve onun öncülük ettiği bir standart var; 'Better Cotton Initiative-İyi Pamuk Girişimi.' Girişim, 2009'da üreticiden perakendeciye birçok farklı paydaşın İsviçre'de bir araya gelip pamuk üretiminin olumsuz çevresel ve sosyal etkilerini azaltmayı hedeflemesiyle ortaya çıktı. Uzun çalışmalar sonucunda altı ana ilke ve 44 kriterden oluşan 'Better Cotton-İyi Pamuk Standartları' belirlendi. Bu ilkeler şunlardı; suyu verimli kullan, toprağı kirletme, zirai ilacı düzgün kullan, doğal çevrene zarar verme, biyolojik çeşitliliği koru ve insana yakışır iş, çalışanları koru. Standartlar Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü gibi kurumların kurallar üzerinden oluşturuldu.

TÜRKİYE GERİDE KALMIYOR

Standartların uygulanması için öncelikli ülkeler belirlendi. Uluslararası İyi Pamuk Girişimi (BCI) Hindistan, Pakistan, Çin ve Afrika'ya yatırım yapıp kendi ekiplerini kurdular. Ancak bu standardı kendi imkanları ile uygulamayı talep eden ülkeler de oldu. Bunlardan ilki Türkiye'ydi. Bunun nasıl olduğunu İyi Pamuk Uygulamaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leon Piçon anlatıyor: "Pamuk, dünya tarihinde uluslararası ticarete konu olan ilk ürün. Türkiye'de Orta Anadolu ve Sanko firmalarının ve pamuk sektörünün önde gelen çatı kuruluşlarının eş zamanlı girişimiyle bir buçuk yıllık bir çalışma sonunda 2013'te 'İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (İPUD)' kuruldu. Şu an dünyadaki pamuk üretiminin yüzde 20'si 'iyi pamuk' lisansıyla yapılıyor. Dört milyona yakın çiftçi bu uygulamaya dahil. Pamuk tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir dönüşüm hareketi hedefleniyor. Talebi, markalar yaratıyor. Örneğin H&M artık yalnızca sürdürülebilir şartlarda üretilmiş pamuklardan üretilmiş tekstil ürünlerini kullanıyor. Türkiye de bu üretim dönüşümünün gerisinde kalmıyor. Standartlar çiftçinin daha düzenli çalışmasına vesile oluyor. Uzun vadede iyi uygulamalar sayesinde maliyet azalıyor ve iş kazaları azalıyor."

FARKINDALIK YARATILIYOR

Tarım Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 2017'de 455 bin hektarlık bir alandan 2 milyon 320 bin ton kütlü pamuk üretildi. Bu alanın yüzde 4'ü yani 20 bin hektarlık bir kısmındaysa 'Better Cotton-İyi Pamuk Standardı'nda üretim yapıldı. Şu an 80 üyesi bulunan İPUD'un ekipleri tüm Türkiye'de pamuk tarlalarını dolaşıp bu standartlarda üretim yapılması için çalışıyor. İPUD Genel Müdürü Şükran Bayçura en büyük zorlukları şöyle anlatıyor: "Her yörede başka sorunlarla mücadele ediyoruz. Örneğin Ege'de su kullanımı, Çukurova'da  zirai ilaç kullanımı, Güneydoğu bölgesinde çalışma koşulları değişime ve gelişime açık olan konular.. Değişim hiçbir yerde kolay olmuyor ancak sürdürülebilir pamuk bu sektörün geleceğini güvence altına alabilir. Bu standartlarda üretilen pamuk konvansiyonel pamuktan daha iyi kalitede diyemeyiz ancak üretim şartları daha sürdürülebilir oluyor."

BABA YÖNTEMLERİNDEN DÜNYA STANDARTLARINA

AYDIN'ın Söke ilçesindeki Tanmanlar Ziraat İşletmeleri 'Better Cotton -İyi Pamuk Standardı'nın ilk uygulandığı çiftliklerden biri. Çiftliğin sahibi Fuat Tanman bölgede 1950'lerden beri pamuk ziraati yaptıklarını söyleyerek anlatıyor: "Eskiden her şey babadan ezberleme bilgilerle ilerlerdi. Örneğin 'Tarlalara şu kadar gübre atılır' derdik. Şimdiyse 50 dekarda bir toprak numunesi alınıyor. Analize göre gübre çizelgesi çıkıyor. Gereksiz ilaç atıldığından zararlı canlılar ilaca karşı bağışıklık kazanıyor dolayısıyla daha fazla ilaç kullanmak zorunda kalınıyordu. Daha da fazla ilaç kullanınca çevreye zararı oluyordu. Şimdi hem ilacı gerektiği kadar kullanıyor hem de atılan kutuları toplayıp geri dönüşüme yolluyoruz. Eskiden bütün nehir yataklarında boş ilaç kutuları vardı. Sertifikalı tohum kullanımıyla verimlerde artışlar yaşadık. Bütün bu süreçlerin içinde hep insan var. Daha önceleri herkes kötü koşullarda çalışıyordu. Artık tuvalete ve temiz yemeğe erişim ve nakliyelerdeki güvenlik standartları bize teşvik oluyor. Göz görmeden beyin kabul etmiyor. Başka yerden gelenler bizim ortamımızı görünce, verim artışıyla ekonomik artış da olunca örnek alıyor."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!