Kılıçdaroğlu: Soruyorlar neden bu yürüyüş?

CHP lideri Kılıçdaroğlu Çamlıdere yol ayrımında CHP, TBMM Grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu: Soruyorlar neden bu yürüyüş?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısını, İstanbul'a başlattığı "Adalet Yürüyüşü"nde ulaştığı Çamlıdere yol ayrımında yaptı.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Ben kendim için yürümüyorum. Adalet arayan bütün mazlumlar için yürüyorum. Kim adalet arıyorsa ben onun yanındayım. Bu benim insanlık görevimdir. Adaletin olmadığı bir yerde devlet yoktur. Adaletin olmadığı bir yerde kimse yoktur. Bize doğuştan gelen haklarımızı veya anayasal haklarımızı lütuf olarak sunmaya çalışanlar var. "Yürüyorsunuz biz lutfediyoruz"... Bunu tarihte firavunlar söylerdi şimdi diktatörler söylüyor. Birisi bir lütuf olarak benim haklarımı bana hatırlatıyorsa ben de ona diktötör olduğunu hatırlıyorum. 

Beni bu yolda yalnız bırakmayan bütün vatandaşlarıma muhabbetlerimi sunuyorum. Burada olmayan ama bize destek veren tüm yurttaşlarıma muhabbetlerimi gönderiyorum. Hiçbir zaman üzülmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Nerede bir baca tütüyorsa orada adaleti savunan bir kişi vardır. Hep beraber torunlarımız için adaleti savunacağız. Adaleti neden yürüyerek arıyorsunuz diyorlar. Adalet olsa neden yürüyelim? Adalet olsa adaletsizlikten şikayet etmeyiz. Sivil itaatsizlik diyorlar, adaleti savunmak için kimseden izin alınmaz. Adalet Allah'ın emridir.

Bütün siyasi partiler, meslek kuruluşları 15 Temmuz'a karşı durdu. Ama geldik 20 Temmuz'a... Sarayın 15 Temmuz'u... Meclis'te komisyonlar kuruldu, darbenin aktörleri kimlerdir bunları ortaya çıkaralım diye. Eski bürokratlar, komutanlar geldi. Yeni aktörler bu komisyona gelmedi. Senin iki bürokratın neden bu Meclis'e gelmiyor. Darbenin olduğu gün ne yaptılar? İzin verilmedi gelmelerine. 20 Temmuz darbesini hiç unutmayın. 20 Temmuz'da ne yaptılar? Bu kanuna CHP karşı çıktı. Sayın Başbakan beni aradı, OHAL kanunu getiriyoruz, hükümete yetki vereceğiz. Ona, "Bu parlamento demorkasiyi savunacaklar var, biz buna evet diyemeyiz" dedim. Arka arkaya kararnameler çıktı. 105 bin 836 kamu görevlisinin işine son verdiler. Binlerce işçinin işine son verildi. Kollektif suç ilan ettiler. Aileden birini suçlu ilan ediyorlar bütün aileyi suçluyorlar. 

Bütün muhalifleri susturmaya çalışarak adaleti çökerttiler. İşverenler korkularından konuşamıyorlar. İşverenler büyük bir endişe içerisindeler. Bunları yapanlar dikta yönetiminde görev başında olanlardır. 3 tane askerimiz linç edildi. Kim linç ettiyse yargılansın dedik. Söz verdiler bana, haklısın dediler. Demokrasilerde linç olmaz dediler. 3 askerimiz linç edildi, daha dava açıldı. Diktatörlerin bir özelliği de çok kolay yalan söylemeleridir. Binlerce akademisyenin işine son verildi. Bunların da hakkını kim arayacak, hep bereber bizler arayacağız. İbrahim Kaboğlu'nu hepiniz bilirsiniz. Pasaprotuna el koydular, yurtdışına çıkamazsın dediler. Fransa'ya ders vermeye gidecekti, gidemezsin dediler. Onun da hakkını biz arayacağız. 5 günlük er 290 gün mapusta yattı. Açlık grevi yapan öğretmenlere biber gazından tutun tekme tokata kadar her şeyi yaptılar. En son terörist diye alıp hapse attılar. İkisine de buradan selamlarımızı gönderiyoruz. Eğer bir ülkede 150'den fazla gazeteci hapisteyse kimseye o ülkede demokrasi olduğunu anlatamazsınız. 

'ANAYASA MAHKEMESİ SINIFTA KALDI'

Murat Aksoy ve Atilla Taş, savcı dedi ki bunların tutuksuz yargılanmaları gerekir dedi, güzel. Hakim de aynı kararı verdi. Sizmisiniz bunların tutuksuz yargılanmalarını istiyorsunuz, hem savcıyı hem hakimi açığa aldılar. Kim? Hakimler Savcılar Kurulu. İkisi de açığa alındı. Diyorlar ki adalet var, kimse yargıya talimat veremez diyorlar. Peki kardeşim yargı varsa, hakim varsa, bu karara herkes uymak zorunda değil midir? Ama kim uymuyor? Diktatörler, darbeciler uymazlar.

Anayasa Mahkemesi sınıfta kalmıştır. AYM'nin saygıdeğer üyelerine seslenmek isterim. Neden karar vermiyorsunuz? Eski kararlarınıza neden sahip çıkmıyorsunuz? Eski kararlarınızın arkasında neden dik ve onurlu durmuyorsunuz. Milletvekilleri hapisteyken neden sessiz kalıyorsunuz? Neden şunu söylemiyorsunuz 'milli iradeyi hapsemezsiniz' neden diyemiyorsunuz?

Eğer diğer hakimlerin yaptığı gibi siz de çay toplamaya meyilliyseniz söyleyeceğim bir şey yok. Ama yok biz savcıyız, hukuk okuduk, biz adalet dağıtacağız diyorsanız saraya bakmayın.

ERDOĞAN'A 138. MADDE ÇAĞRISI

Darbeciler yalan söylediklerine inanmazlar, her söylediklerinin doğru olduğuna inanırlar. Birileri bana söylemiş anayasanın 138. maddesi var. Ben buna uyuyorum, zaten böyle bir yetkim de yok. Bu düzenleme zaten iktidar için getirilmiş. Buradan bana 138. maddeyi hatırlatan beyefendiye (Cumhurbaşkanı Erdoğan) bir çağrı yapıyorum. Senin hükümetinin mahkemelere genelge gönderdiğini talimat gönderdiğini ıspat edersem namuslu bir insan gibi istifa edecek misin? Senin ve hükümetinin hakimlere, mahkemelere talimat verdiğini ıspat edersem onurlu bir insan gibi görevinden istifa edecek misin? Ben de şu sözü veriyorum, ben ıspat edemezsem siyaseti bırakacağım.

Çünkü ben namuslu ve onurlu bir insanım. Biz adalet yürüyüşüne başladık, bir sürü hakaret. Sözde cumhurbaşkanı sözde koltukta oturuyor bir sürü laf ediyor. Ben kendisiyle muhatap olmak istemiyorum. Gücün varsa cesaretin varsa karşıma geç. Namustan, haysiyetten söz ediyorsan gel karşıma senin televizyonunda oturup tartışalım. Neden korkuyorsun, benim bildiğim diktatörler korkmaz ama iç dünyalarında korku vardır. Ben adam dövmem. 'Sen benim dengim değilsin' diyor bazen. Bunu iddia edecek kişi benim. Ama onun gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için onunla tartışmak istiyorum. Madem öyle neden sabah akşam bana sataşıyorsun?"

AÇLIK GREVİNDEKİ EĞİTİMCİLERE SELAM GÖNDERDİ

5 günlük er Ömer Kaya, 290 gün mapusta yattı. Yine 3 gündür asker, hala hapiste duruyor İsmail Sade. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın işlerine son verildi. Öğretmen, çocuklarımızı yetiştiriyorlar. Bir yanlışları varsa söyleyin. Ellerine silah aldılarsa söylesin biz de bilelim. Ellerine bir kağıt almışlar, 'işimizi istiyoruz' Açlık grevi yaptılar. Biber gazından tutun, tekme tokata kadar her şeyi yaptılar. 'En iyisi bunları terörist diye alalım hapse atalım' Bugün ikisi de cezaevinde yatıyor. İkisine de selam gönderiyoruz.

Sadece darbe dönemlerinin özelliği, gazetecilere de düşmandır bunlar. Nerede bir özgür gazeteci varsa, hükümeti eleştiren varsa hapiste. Kadri Gürsel, Murat Aksoy, Ahmet Şık, Nazlı Ilıcak, Gökmen Ulu, Mediha Olgun niye hapiste? 156 gazeteci niye hapiste? Çünkü Türkiye bir darbe süreci yaşıyor. TBMM Başkanı'na söyledim. Aynen şu cümleleri kurdum, eğer bir ülkede 156 gazeteci hapisteyse siz o ülkede demokrasi olduğunu kimseye anlatamazsınız dedim.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!