Karaciğerinizdeki sinsi hastalığın şifası oruç!

Türkiye'de 19 milyon yağlı karaciğer hastası bulunuyor ve bunun 3,8 milyonu siroz riski taşıyan 'NASH' hastası. Hiç belirti vermeden ilerleyen sinsi bir hastalık olan NASH'in henüz bilinen bir ilaç tedavisi bulunmuyor. Prof.Dr. Yusuf Yılmaz, "Önümüzdeki 10-15 yılllık süreçte en önemli sağlık sorunlarımızdan biri NASH hastalığı olacak. Bir an önce toplumsal farkındalık oluşturulmalı" dedi.

Karaciğerinizdeki sinsi hastalığın şifası oruç!

NASH, karaciğer yağlanmasının karaciğerde iltihaba yol açtığı, siroza ilerleyebilen bir karaciğer hastalığı. Alkol kullanımı ile ilişkisi yok. Karaciğer yağlanması iltihap ile birlikte seyrediyorsa bu hastalığa NASH deniyor. Hastalığın gerçek nedeni henüz bilinmiyor ama çoğu durumda NASH; yüksek şekerli, yüksek yağlı beslenme ve hareketsiz yaşamın sonucu ve şişmanlık, tip 2 diyabet ve insülin direnci ile yakından ilişkili.

"TÜRKİYE'DE 19 MİLYON YAĞLI KARACİĞER HASTASI BULUNUYOR VE BUNUN 2,5 MİLYONU ÇOCUK"

Ülkemizde 133 bin kişide NASH'e bağlı siroz gelişmiş durumda olduğunu ve bu sayının önümüzdeki 10 yılda 480 bine çıkacağını belirten Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, "NASH sinsi seyreden bir hastalıktır, yani hastalar genellikle ileri evre siroz oluşana kadar hiçbir belirti vermez. Nadiren halsizlik, iyi hissetmeme, karnın sağ üst kısmında huzursuzluk, dolgunluk veya hafif bir ağrıya yol açabilir. Belirti vermemesi hastalığın önemsenmemesine yol açar, teşhisi zorlaşır. Dolayısıyla kişiyi sosyal yaşamından alıkoyması beklenmez. Ancak siroz oluşması durumunda sosyal yaşamı kısıtlanacaktır." dedi.

"Kilo kaybı ve fiziksel aktivite şu ana kadar etkisi kanıtlanmış en iyi NASH tedavi yöntemi"

Yağlı karaciğer hastalarında ölüm nedenlerinin başında yüzde 43'le kalp krizi, inme/felç gibi kalp-damar hastalıkları, yüzde 23 ile karaciğer dışı kanserler ve yüzde 9 ile siroz ve karaciğer kanseri gibi karaciğer kaynaklı hastalıklar geliyor. Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, son 10 yılda NASH'ın tedavisine yönelik ilaç araştırmalarında büyük ilerlemeler kaydedilse debugüne kadar sağlık otoriteleri tarafından onaylanmış bir NASH tedavisi bulunmadığına dikkat çekiyor.

Prof.Dr. Yusuf Yılmaz, araştırmalar bir yandan devam ederken, kilo kaybı ve fiziksel aktivitenin şu ana kadar etkisi kanıtlanmış en iyi NASH tedavi yöntemi olduğunu söylüyor ve devam ediyor: "Doktorunuz sizden diyet ve egzersiz yaparak kilo vermenizi isteyecektir. Ancak kilo kaybı kademeli olmalıdır (haftada en fazla 1,6 kg), çünkü daha hızlı kilo kaybı da yağlanmaya yol açabilir. NASH'i ortadan kaldırabilmek için 1 yıllık süre içinde vücut ağırlığının en az yüzde 7'si kadar, fibrozisin ortadan kaldırılabilmesi için en az yüzde 10'u kadar kilo verilmelidir".

"Orucun NASH'e iyi geldiğine dair bulgular var"

Japon biliminsanı Yoshinori Ohsumi'nin "Aç Kal Uzun Yaşa Araştırmasıyla" Nobel Tıp Ödülü aldığını hatırlatan Prof.Dr. Yusuf Yılmaz, "Uzun süren açlıkla otofaji denen bir mekanizma tetikleniyor. Otofaji kendi kendini sindirme demek. Hücrelerimizin solunum, beslenme ve boşaltım gibi yaşamsal olaylarının gerçekleştiği yapılar olan organelleri hasar gördüklerindeuzun süren açlıkla temizleniyor. 'Dolayısıyla oruç nedir?': Uzun süren bir açlıktır. Otofaji de bu NASH gelişimindeki mekanizmalardan bir tanesidir. Dolayısıyla orucun bu hastalığa iyi geldiğini düşünüyoruz. Bazı araştırmalar bağışıklık sistemimizin ve kök hücrelerimizin yenilenme kapasitesinin uzun süren açlık olan oruçla arttığına işaret ediyor. Dolayısıyla orucun bir çok hastalığa faydalı olduğuna dair ortak kanılar güçleniyor" dedi.

"Öncelikle sağlıklı gıdaları tercih etmeliyiz, porsiyonları azaltmalıyız, fiziksel olarak tempolu yürüyüşlerle daha aktif olmalıyız. Motivasyonumuzu asla kaybetmemeliyiz" diyen Prof.Dr. Yusuf Yılmaz, NASH'le mücadelede alınabilecek tedbirleri özetliyor:

7 Maddede NASH'le Mücadele!..

1: Kendi yemeklerinizi kendiniz pişirin

Tabağınızda nelerin olduğu hakkında bilgi sahibi olmanız için, mümkün olduğunca sıfırdan pişirmeniz tavsiye edilir. Hazır gıdalar, atıştırmalık ürünlerde bile, çok yüksek seviyede yağ, tuz ve şeker içerirler.

2: Yağ alımını azaltın

Etlerin, balıkların ve kabuklu deniz hayvanlarının ızgarası ve tercihen doymamış yağlar açısından zengin yağlar (zeytin yağı, keten tohumu)kullanılması tavsiye edilir.

3: Porsiyonlarınızı kontrol altında tutun

Dengeli bir öğün burada gösterildiği şekilde oluşmalıdır.

4: Su için!

Vücudun su ihtiyacının karşılanması temel önem taşır. Gün boyunca su içmeniz, vücudunuzun su ihtiyacını karşılamanızı sağlar. Sıcak şekersiz içecekler: Çay veya kahve (şeker veya tatlandırıcılardan kaçınılmalıdır) de tercih edilebilir. Yapılan araştırmalarda günde 2 kupa filtre kahve içmenin tüm kronik karaciğer hastalıklarında(NASH dahil) olumlu etki yaptığını ortaya koymuştur. Benzer etkinin sade içilen Türk Kahvesi için de olabileceğini tahmin etmekteyiz.

5: Sağlıklı atıştırın

Eğer yapabiliyorsanız, atıştırmalıklardan kaçınmanız en iyisi. Ancak bu her zaman başarılamaz ve bu nedenle doğru atıştırmalıkların seçilmesi önemlidir:

Badem, ceviz ve fındık: iyi bir protein kaynağıdır ve sizi daha uzun süre tok tutar.

Meyveler:iyi seçeneklerdir, ancak önerilen şeker alımını aşmanıza yol açabilecek kadar yüksek şeker içermediğine dikkat edin.

Bilmenizde fayda var: Yavaş yiyin! Midenizin beyninize tokluk mesajı göndermesi, yemeğe başlamanızdan itibaren en az 20 dakikadır. Hızlı yemek yerseniz, aşırı yiyebilirsiniz.

6: Kırmızı yiyecek etiketleri!

Market alışverişi yaptığınızda, satın aldığınız gıdalardaki etiketleri dikkatlice okuduğunuzdan emin olun. Bunlar, sepetinize koyduğunuz ürünlerin besin içerikleri hakkında önemli birer bilgi kaynağıdır. İçindekiler listesinde, malzemeler ağırlık sırasına göre tanımlanır: Ürünün ana bileşenleri daima önde gelir. Listedeki ilk bileşen tereyağı veya yağ ise, ürünün yağ içeriği muhtemelen çok yüksektir. Örneğin: 100 gramında 20 g üzerinde şeker bulunan bir ürün, çok yüksek oranda şekerli bir üründür. 100 gramında 3g üzerinde yağ bulunan bir ürün, çok yüksek oranda yağ içeren bir üründür. İşlenmiş et (sucuk, salam gibi) ve hazır paketli yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durun.

7: Yapabildiğiniz kadar egzersiz yapın, ancak kendinizi aşırı zorlamayın!

Egzersiz hem kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlar, hem de vücudu şekillendirir: Diyabetikler için kilo, şeker seviyesi kontrolü, kalp hastalığı riskinin azaltılması... Egzersiz, enerji tüketimine yol açan herhangi bir harekettir:

Hafif egzersiz : Yürüyüş, bahçe işleri...

Orta şiddet: Yüzme, tempolu yürüyüş, pilates

Yüksek şiddet: Tenis, bisiklet, koşu...

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!