Kamerun'da Anglofon krizi gölgesinde cumhurbaşkanı seçimi

Anglofonların ayrılmak istediği Afrika ülkesi Kamerun'da 7 Ekim'de cumhurbaşkanı seçimi düzenlenecek.

Kamerun'da Anglofon krizi gölgesinde cumhurbaşkanı seçimi

Afrika ülkesi Kamerun'da halk 7 Ekim'de cumhurbaşkanını belirlemek üzere sandık başına gidecek. Sömürge mirası Anglofon (İngilizce konuşulan) bölgelerdeki siyasi krizin gölgesindeki ülkede, 35 yıldır yönetimde olan Cumhurbaşkanı Paul Biya Kamerun'u 7 yıl daha yönetmek istiyor.

Kamerun Seçim Komisyonu (ELECAM), cumhurbaşkanı olmak isteyen 29 adaydan 9'nun başvurusunu kabul etti. Seçimlerde, Biya'nın yanı sıra Akere Muna, Joshua Osih , Cabril Libii Li Ngue , Serge Espoir Matomba, Maurice Kamto ve Afamwi Njifor, Adamou Ndam Njoya ve Garga Haman Adji yarışacak.

Yaklaşık 24 milyon kişinin yaşadığı ülkede 6,5 milyon kayıtlı seçmen bulunuyor.

Cumhurbaşkanlığı görevini 1982'de Ahmadou Ahidjo'dan devralan 85 yaşındaki Biya'nın, muhalefetin ortak aday çıkaramaması nedeniyle, seçimi yeniden kazanması bekleniyor.

Ana muhalefet partisi Sosyal Demokratik Cepheyi (SDF) seçimde partinin kurucusu ve başkanı Ni John Fru Ndi değil, Osih temsil edecek.

Bazı muhalefet partileri, seçim öncesi Biya ve iktidar partisi Kamerun Halkın Demokratik Hareketi Partisini (CPDM) destekleyeceklerini açıkladı.

35 yıllık cumhurbaşkanı

Kamerun'un bağımsızlık sonrası ilk devlet başkanı olan Ahmadou Ahidjo hükümetinde hızla yükselen Paul Biya, başbakanlık görevini yürütüyordu. Ahidjo'nun 4 Kasım 1982'de sağlık durumunu gerekçe göstererek istifasının ardından güneyli bir Hristiyan olan Biya, 6 Kasım 1982'de cumhurbaşkanı oldu.

Ahidjo, görevinin ilk aylarında Biya'ya destek olsada, ikili arasında 1983'ün başlarında çıkan tartışmanın ardından Biya, selefini Fransa'ya sürgüne gönderdi ve Kamerun'da kendi otoritesini sağlamlaştırdı.

Ahidjo, Haziran 1983'te darbe girişiminde bulunduğu gerekçesiyle Şubat 1984'te gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.

1984 ve 1988'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini tek aday olarak kazanan Biya, ülkeyi 1990'da çok partili yaşamla tanıştırdı. 1992'deki ilk çok partili seçimde de oyların yüzde 40'ını alarak koltuğunun koruyan Biya, muhalefet partilerinin boykot ettiği 1997 seçimlerinde ise yüzde 92 oranında oy aldı.

2004 yılı seçimlerinde oyların yüzde 70'ini alan Biya, 1996 anayasasının cumhurbaşkanlığı görevini 2 dönemle sınırlayan maddesinin 2008'de iktidar partisinin çoğunlukta olduğu parlamentoda değiştirilmesini sağladı.

2011 seçimlerini yüzde 77 oranında oy alarak kazanan Biya, 2018 seçimlerinin de favori adayı olarak görülüyor.

Muhalefet partilerinin Biya'ya karşı birleşerek çatı aday çıkaramaması ve silahlanan ayrılıkçı Anglofonlara karşı Biya'nın halkın bir kesimi tarafından "kötünün iyisi" olarak görülmesi, Cumhurbaşkanının seçimi kazanması ihtimalini artırıyor.

Yüksek oranda rüşvet ve yolsuzluk

Biya, kazanması durumunda seçim vaadi olarak ülkenin bölünmeyeceği garantisi, Boko Haram'ın bitirilmesi ve kuzey bölgelerine demir yolu sözünü verse de Kamerun'da, yıllardır yaygıni rüşvet ve yolsuzluğun Biya'nın seçim vaatlerine gölge düşürdüğü değerlendirmesi yapılıyor.

Diğer yandan seçime 3 gün kala, Elecam'ın bölge ofislerinde halen yüzlerce seçmen kağıdının sahipleri tarafından teslim alınmaması da, sonucu belli bir seçime halkın ilgisizliği olarak yorumlanıyor.

Batı ise seçimlerin demokratik olmadığını belirterek, kasım ayında iktidarda 36. yılını dolduracak Paul Biya'nın adaylığına karşı çıkıyor.

Avrupa Birliği, bütçe kesintileri ve Biya yönetiminin istememesi nedeniyle Kamerun seçimlerine gözlemci göndermeyeceğini açıklamıştı.

Sömürge mirası Anglofon problemi

Kamerun'da cumhurbaşkanlığı seçim sürecini en fazla etkileyen unsur, Kuzeybatı ve Güneybatı bölgelerinde etkili olan Anglofon krizi olarak ortaya çıkıyor. Kuzeybatı ve Güneybatı bölgelerde İngilizce konuşan Anglofonlar çoğunluğu oluşturuyor.

250'den fazla etnik yapının bulunduğu ve hiçbir yapının çoğunluğa sahip olmadığı ülkede, kabileler arası çatışma nadiren görülüyor, ancak çatışma alanı olarak sömürge döneminden kalan dil faktörü, "Anglofonluk-Frankofonluk" öne çıkıyor.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Birleşmiş Milletler'in sömürgelerin bırakılması çağrısı üzerine bugünkü Kamerun'un 8 bölgesini oluşturan Fransız Kamerun'u 1960'ta bağımsızlığını elde etti.

İngiltere'nin hakimiyeti altındaki Kuzey Kamerun ve Güney Kamerun'da ise referandum yapıldı. Halka Nijerya'ya ya da Kamerun'a bağlanma seçeneği sunuldu, tek başına bağımsızlık seçeneği ise pusulada yer almadı. Kuzey Kamerun, Nijerya'ya bağlanmayı tercih ederken, Bugünkü Kamerun'un Anglofon bölgelerini oluşturan Güney Kamerun aynı dili konuşmadığı halde Kamerun'a dahil oldu.

Sonraki 55 yılda Anglofon bölgeler, İngilizce ve Fransızcanın aynı anda resmi dil olduğu ülkede uluslararası kamuoyuna yansıyan bir sorun yaşamadı. Bununla birlikte son yıllarda ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan Anglofonlar, Kamerun'da iş bulamamaktan, eşit şekilde temsil edilememekten, büyük çoğunluğu Kuzeybatı ve Güneybatı'dan çıkarılan petrol gelirlerinden mahrum bırakılmaktan şikayetçi.

Hükümetin 2016'da Kuzeybatı ve Güneybatı bölgelerindeki okullara ve mahkemelere İngilizce bilmeyen öğretmenleri ve hakimleri tayin etmesi bölgede tepkilere neden oldu. Tepkilerin ardından başlayan gösterilere hükümetin müdahalesi sert oldu. Bölgede internet erişimi 2 ay kapatıldı.

ABD ve diğer ülkelerdeki Anglofon diasporanın desteğini alan Anglofonlardan bazıları, silahlanarak 1 Ekim 2017'de Kuzeybatı bölgesinde "Ambazonya" adını verdikleri bir devlet kurduklarını ilan etti.

Devlet yetkililerini kaçırıp kamu kurumlarına saldırılar düzenlemeye başlayan ayrılıkçı gruplar, Kuzeybatı ve Güneybatı bölgelerinde cumhurbaşkanı seçiminin düzenlenmesini engelleme tehdidinde bulundu.

Seçim öncesi ayrılıkçılar ülkenin Kuzeybatı ve Güneybatı eyaletlerinde saldırılarını artırırken, ordu da operasyonlarını yoğunlaştırdı. Güvenlik güçleri ile yol kesen, okulları ateşe veren ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda bugüne kadar 400'den fazla sivil öldürüldü.

Kamerun ordusu da ayrılıkçılara müdahalesinde sivilleri öldürmekle, taciz olaylarına karışmakla suçlandı. Olaylar nedeniyle en az 300 bin kişi yerinden oldu.

ABD Büyükelçisine Anglofon krizini körükleme suçlaması

ABD'nin Yaounde Büyükelçisi Peter Henry Barlerin, nisan ayında başkentte sivil toplum kuruluşları liderleri, din adamları, politikacılar ve bazı hükümet üyeleriyle Anglofon krizini ele alan bir toplantı düzenledi.

Toplantı ülkede tepkiye neden olurken, Barlerin, Kamerun'un içişlerine karışmak ve Anglofon krizini körüklemekle suçlandı.

Barlerin, mayıs ayında yaptığı bir basın açıklamasında da Kamerun güvenlik güçlerini ayrılıkçıları kasten öldürmekle suçladı. Bu açıklama üzerine, ABD Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrılarak, duyulan rahatsızlık iletildi.

Dil sorunu mu doğal kaynak kavgası mı?

Resmi dillerin Fransızca ve İngilizce olduğu Kamerun'da, iki yıl öncesine kadar ayrılıkçı bir Anglofon hareketinin olmayışı, krizin gerçek kökeni konusunda soru işaretleri barındırıyor.

Kamerun Hidrokarbon Topluluğu'nun verilerine göre, ülkede 154 milyar metreküp doğalgaz rezervi, 200 milyon varil petrol rezervi bulunuyor. Afrika'nın en büyük doğalgaz rezervlerinden birine sahip ülkedeki petrol rezervlerinin yüzde 89'u Anglofon bölge açıklarındaki Rio del Rey havzasında yer alırken, yüzde 11'i Douala havzasında yer alıyor.

Fransız şirketlerinin yanı sıra, bölgede İngiliz ve Amerikan şirketleri de petrol ve doğalgaz çıkarıyor.

Ayrıca, Kamerun'da üretilen kakaonun yüzde 45'i Güneybatı, Arabika kahvenin yüzde 75'i de Kuzeybatı Anglofon bölgelerinde üretiliyor.

Ülkedeki doğal kaynakların çoğunluğuna sahip olan Anglofon bölgelerin, petrol, doğalgaz, kakao ile kahvenin gelirlerinden mahrum bırakıldıkları iddiası ayrılıkçıların önemli bir argümanı olarak öne çıkıyor.

Boko Haram sorunu

Kamerun'un bir diğer önemli problemi de ülkenin kuzeyinde faaliyet gösteren Boko Haram terör örgütü. Nijerya'dan 2014'te Çad Gölü havzasındaki Kamerun, Nijer ve Çad'a yayılma girişiminde bulunan örgüt, Kamerun'un Uzak Kuzey bölgesinde saldırılar düzenlemeye başladı.

Biya yönetimi, Boko Haram ile mücadele amacıyla ülkenin kuzeyine Mayıs 2014'te 3 bin asker konuşlandırdı. Askeri mücadelenin yanı sıra bölgede aktif olan dini liderler, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Uzak Kuzey bölgesinde, halkı örgütün oluşturmak istediği din algısından uzaklaştırmak için çaba harcadı.

Diğer yandan, halihazırda ülkede faaliyet gösteren Türk sivil toplum kuruluşları, bölgede yaptıkları yardımlarla terör örgütünün fakir halk üzerindeki etkisini zayıflattı ve örgüte katılımların büyük ölçüde önüne geçti.

Özellikle TİKA'nın da desteğiyle hapishanelerdeki Boko Haram mensuplarıyla yapılan rehabilitasyon programları, örgüte militan kaybettirdi.

Kamerun ordusunun, Boko Haram ile mücadelesi kısmen başarılı olsa da, örgüt, Uzak Kuzey bölgesinde zaman zaman şiddet eylemleri gerçekleştiriyor.

Askerlerin sivilleri öldürmesi

Kamerun ordusuna mensup bazı askerlerin, Boko Haram ile en etkin mücadelenin yapıldığı 2015'te Uzak Kuzey bölgesinde sivilleri öldürdüğüne ilişkin görüntüler, temmuz ayında ortaya çıktı.

Görüntüler, Kamerun hükümetini uluslararası toplum önünde zor durumda bıraktı.

Hükümet görüntülerdeki askerlerin Kamerun ordusuna mensup olduğunu reddetse de, sonrasında olayın faili olduğu belirtilen 7 asker tutuklandı.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!