Hristiyanlar için Bursa İznik'i özel kılan gün

İnanç turizminin en önemli merkezlerinden, İmparator Konstantin'in Roma İmparatorluğu'nda resmi din olacak Hristiyanlığın içerisinde tartışılan bazı konuları netleştirmek amacı ile papazları topladığı yer olan İznik'teki 1'inci Konsil'in üzerinden 1693 yıl geçti. 19 Haziran 325 yılında bu toplantının yapıldığı Senato Sarayı'nın yeri ise henüz kesin olarak belirlenemedi.

Hristiyanlar için Bursa İznik'i özel kılan gün

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şahin, 2014 yılında İznik Gölü içersinde keşfedilen bazalika kalıntılarının, Senato Sarayı'na ait olabileceğini söyledi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise turistleri çok önemli toplantılara ev sahipliği yapan İznik'e davet ettiklerini söyledi. İznik, Hristiyanlar için önemli olan 7'nci Konsil'e de Ayafosya'da ev sahipliği yapmıştı.

Medeniyetlerin birçoğuna ev sahipliği yapan Bursa'nın İznik ilçesi, Hristiyan dünyası için en önemli buluşmalardan 1'inci Konsil ve 7'nci Konsil'in gerçekleştirilmesinden dolayı çok özel bir yere sahip. İznik'teki iki konsil toplantısından ilki, 19 Haziran M.S. 325 yılında gerçekleşti. Roma İmparatorluğu'nun, Hristiyanlığı resmi din kabul etmesinin ardından, Hz. İsa'dan sonra yazılmış çok sayıda farklı İncil'le ilgili sorunların çözülmesi isteyen İmparator 1'inci Konstantin, İznik'te yaptırdığı Senato Sarayı'nda, 300'ü piskopos seviyesinde, 2 binden fazla din adamının katıldığı 1'inci Konsil'i topladı. Uzun süren toplantıların ardından, 100'den fazla ceylan derisi üzerine yazılan mevcut İncil sayısı, 'Matta', 'Markos', 'Luka' ve 'Yuhanna' adları ile dörde indirildi. 1'inci Konsil'de Hazreti İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğu kabul edildi.



GÖLDEKİ BAZİLİKA, SARAYIN UZANTISI MI?

İznik'te, 1'inci Ekümenik Konsil'in toplandığı sarayın yeri henüz netlik kazanmazken, İmparator 1'inci Konstantin'in yaptırdığı bu sarayda, bazikaların da yer aldığı görüşü ağırlık kazanıyor. Söz konusu sarayın yerini bulmak üzere Bursa Valiliği'nin öncülüğünde 22- 23 Mayıs 2010 tarihlerinde İznik'te yapılan geniş kapsamlı çalıştaydan kesin bir sonuç çıkmadı. U.Ü. Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şahin başkanlığındaki araştırma ekibince, İznik Gölü'nde 2014 yılında gökyüzünden yapılan çekimlerde, gölde bazilika kalıntılarına ulaşıldı. Ortaya çıkartılan bu bazilikalar, Amerika Birleşik Devletleri Arkeoloji Enstitüsü tarafından yayımlanan 'Archaeology' isimli dergide, 2014 yılının en önemli 10 büyük keşfi arasında  gösterildi. Prof. Dr. Mustafa Şahin, o dönemin çok iyi incelenmesi halinde bu bazilikanın, 1'inci Konsil'in toplandığı saraya ait olabileceğini öne sürerken, buranın Su Altı Müzesi olarak turizme kazandırılması çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

KAYA: İZNİK SIRA DIŞI BİR YER

İznik'in inanç turizminin merkezi olması içip yaptığı geniş kapsamlı araştırmalar ile tanınan ve bu konuda 4 kitap yazan Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğretim üyeliğinden emekli Hüseyin Kaya, İznik'in uluslararası evrensel barışa katkı sağlayacak bir inanç turizm merkezi olarak öne çıkması gerektiğini söyledi. Kaya, dünyada savaş çıkaran birçok etken varken, İznik'in insanlık tarihine hizmet veren en güzel buluşmalardan birine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, bunun dünyaya çok güzel sunulması gerektiğini vurguladı.



AKTAŞ'TAN DAVET

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "İznik konumu itibarıyla Hristiyan âlemi için çok önem arz eden bir yer. 325 yılında 1'inci Konsil, 700'lü yıllarda da 7'nci Konsil burada toplanmış. Bu manada tüm dost ve misafirleri İznik'te ağırlayabileceğimizi ifade etmek istiyorum" dedi.



'HRİSTİYAN ÂLEMİ, KİLİSELEDE RESMİ İZNİK'E BORÇLU'

İznik Belediye Başkanı Osman Sargın da ilçenin Hristiyanlar için önemine dikkat çekti. Sargın, "İznik, Hristiyanların amentüsünün yazıldığı mekanlardan biri. Bugün Hristiyan âleminin amel ettiği dini kurallar bu konsillerde belirleniyor. Bu anlamda da Hrisiyanlık için İznik önemli yerleşim yerlerinden birisi. Bugün Hristiyanların kiliselerinde resimler yer alıyorsa, Hristiyan âlemi bunu İznik'e borçlu. Çünkü bu kararlar İznik'te alınmamış olsaydı, belki kiliseler sade bir şekilde olacaktı. Kiliseler buradan çıkan kararların resimleri ile süslenmiş" diye konuştu.



PROF. DR. GÜÇ: İZNİK KONSİLİ'NE İKİ KİŞİ DAMGA VURMUŞTUR

1'inci Konsil'in toplanma amacı ile birbirinden farklı görüşler bulunurken, UÜ İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Güç de İncil'in dörde indirilmesi kadar geçerli bir görüşü paylaştı. Prof. Dr. Ahmet Güç, teslis inancıyla birlikte Hz. İsa'ya ilahlık atfedildiğini ve bir anda Hristiyanlıkta Hz. İsa'nın ön palana çıkartıldığını belirtip, şöyle dedi:

"Tanrı ikinci plana itildi ve bundan sonraki gelişmeler, Hz. İsa'nın şahsı etrafında inançlar oluşmaya başladı. Geniş coğrafyada yaşayan Hristiyanlar, Hz. İsa'nın şahsıyla ilgili farklı farklı kanaatlere, inançlara sahip olmaya başladılar. Mısır İskenderiye Kilisesi'ne bağlı Kuzey Afrika taraflarında yetişmiş iyi bir din adamı, Arius bu konsile damgasını vurdu. İznik Konsili'ne diğer bir ifadeyle iki kişi damgasını vurmuştur. İlki; İmparator 1'inci Konstantin, diğeri de Arius'tur. İnançtan kaynaklanan din veya mezhep çatışması noktasına gelen imparatorluk sınırları içerisinde birlik ve beraberliği sağlamak için İmparator 1'inci Konstantin, 325 yılında İznik'te bir konsil toplama kararı aldı. Konsile 300'ü piskopos seviyesinde olmak üzere 2 bin 48 civarında temsilci katıldı. Bu konsilde asıl tartışılan konu, 'Hz. İsa yaratılmış mıdır, yoksa yaratılmamış mıdır?' Arius'un temsil ettiği İskenderiye ekolü ve onun gibi düşünenler, Hz. İsa'nın yaratılmış olduğunu savundular ve onlar diğer taraftan da Tanrı'nın tekliği ilkesini savunuyorlardı. 'Eğer biz Hz. İsa'nın yaratılmamış olduğunu diğer bir ifade ile Tanrı ile aynı özden ve eşit derece tanrısal özelliklere sahip olduğunu kabul edersek, bu Tanrı'nın tekliği ilkesine zarar verir dolayısıyla Hz. İsa yaratılmıştır' görüşünü savundular. Diğer bir grup ise 'Hz. İsa'nın da Tanrı ile eşit derece tanrısal özelliklere sahip olduğunu' savundu. 'Önemli olan özde birliktir' dediler. 'Hz. İsa yaratılmamış dediğimiz zaman, bu tevhit ilkesine zarar vermez' denildi."

Konsilde iki görüşün oylandığını anlatan Prof. Dr. Ahmet Güç, "Rivayete göre, 318 kişi 'Hz. İsa'nın Tanrı ile eşit özelliklere sahip olduğu' yönünde oy kullandı yani çoğunluk bir anlamda Arius'un görüşünü benimsiyordu. Fakat İmparator 1'inci Konstantin konsile başkanlığı ettiği için netice itibarıyla çoğunluğun görüşü olarak 'Hz. İsa'nın yaratılmamış olduğu, Tanrı ile eşit derece özelliklere sahip olduğu' görüşü kabul edildi. Bu aynı zamanda devletin resmi görüşü olarak benimsendi ve böylece bu teslisin iki unsuru 'Baba ve Oğul' kararlaştırılmış oldu" diye konuştu.

 

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!