Evden işe yüzerek gidiyorlar! Aralarında doktor, avukat, yönetici de var...

Kendilerine Sarayburnu Fatihleri diyorlar. Sabahın erken saatlerinde Boğaz'ın sularına kendilerini bırakıyorlar. Üsküdar'dan suya atlayıp Cankurtaran'dan çıkan da var, Sarayburnu-Cankurtaran hattında yüzen de... Kahvaltılarını Huzur Dolmuş Durağı adını verdikleri Cankurtaran'da yapıyorlar. Tornacı, kuyumcu, doktor, avukat, banka yöneticisi... Boğaz'a tutkuyla bağlılar.

Evden işe yüzerek gidiyorlar! Aralarında doktor, avukat, yönetici de var...

Cankurtaran'da gün ağarmaya başlarken yavaş yavaş toplanma başlıyor. Çok erken saatte, Boğaz trafiği başlamadan Üsküdar'dan atlayanlar karaya çıkmaya başlamış. Sarayburnu'ndan denizin akıntısına kendini bırakanlar da geliyor. Daha azı ya Cankurtaran'da yüzüyor ya da akıntının tersi yönünde Sarayburnu'na doğru... Kimi kayaların üzerine kaymamak ve güneşlenmek için küçük halı atmış. Kimi plastik çimlerden sermiş. Namaz kılanı da görüyoruz, koca bir tepside menemen pişireni de... Ekmeklerini bandıra bandıra, afiyetle, herkesi 'buyur' ederek yiyorlar. Bir tepsi menemen bitiyor, ikincisi pişiriliyor. Arkasından karpuz ziyafeti geliyor. Herkes birbirini tanıyor, "Kaç dolmuş yaptın" diye soruyor. Dolmuş, Sarayburnu'ndan Cankurtaran'a doğru kendini suya bırakmak anlamına geliyor. Bunu defalarca yapanlar var.

BOĞAZ'DA MANŞ HAZIRLIĞI

Hasan Heke (64, tornacı), düzenli yüzmeye 59 yaşında, bel kayması sorunu nedeniyle başlamış. Üsküdar'dan Cankurtaran'a yüzenlerden. Geçen yıl Manş Boğazı'nı da geçmeyi başaran Eke, şöyle diyor: "Sahilden arabayla giderken yüzenleri görür, 'Ne yapıyor bunlar, işi gücü yok mu bunların' diye düşünürdüm. Çarşamba günleri Üsküdar'dan Cankurtaran'a yüzüyor ve antrenmanlarımıza burada devam ediyoruz. İşim bu yakada, dolasıyla bazen işime yüzerek gidiyorum. Yüzerken tarihi seyrediyorum. Soldan nefes aldığımda Topkapı Sarayı'nı, sağdan aldığımda Kız Kulesi'ni görüyorum. Tarihin içinde yüzmek çok güzel. Bazen duygulanıyorum."

45 YILDIR AYNI YERDE YÜZÜYOR

Kocamustafapaşalı Garo Manik (53, emekli) 45 yıldır burada yüzüyor. Manik, "Babam getirirdi, ben de alıştım. Çocukluğumda bu kayalar yoktu. Yola kadar denizdi buralar. Halen hazirandan kasıma kadar denize giriyorum. İnanılmaz güzel. Tutkuyla bağlıyız biz buraya. Sakin, berrak, akıntı var. 08.00-11.00 arasında yüzüyorum. Zihnimi dinlendiriyor. Arkadaşlıklar güzel. Her şeyini seviyorum" diyor.

3 YIL ÖNCE YÜZMEYİ ÖĞRENDİ

Mehmet Şükrü Akar (46, tekstilci), bundan 3 yıl önce, 43 yaşındayken yüzmeyi Cankurtaran denizinde öğrenmiş. Şimdi master yüzücü ve açık deniz yüzme yarışlarına katılıyor, hatta dereceye giriyor. Akar, "Haftanın 4 günü yüzmeye geliyorum. Kışın deniz suyu sıcaklığı 4 derece iken girdim ve 7 dakika kalabildim. 36 yıldır İstanbul'da yaşıyordum. Ama İstanbul'da yaşadığımı yeni yeni hissediyorum" diyor.

Yaşar Çetiner (50 , kuyumcu) de yaklaşık 10 yıldır, yaz-kış, hemen her gün yüzenlerden. "Burası ayrı bir dünya. 1-2 saat yüzerim. Sıkıldığımda nefes aldığım, dertlendiğim zaman nefesimi bıraktığım yer" diyor. Sadık Çakmak (55, tüccar) da 16 yıldır burada yüzüyor. "Yaz kış fark etmiyor. Burası bir yaşam biçimi. Yukarıdan (Sarayburnu) atlarız, 5 dakikada buraya geliriz. Akıntı var, yüzerken yormaz insanı" diye anlatıyor. 
sudan çıkıp bankaya gidiyor

Cemal Gümüş (44, banka yöneticisi), Üsküdar'dan yüzerek Cankurtaran'a varanlardan. Gümüş, "06.30 gibi suya giriyor, 08.30 gibi çıkıyor, işime gidiyorum. Fiziksel olarak biraz yorulsak da zihinsel olarak çok rahatlıyoruz. Hafta içi burada her gün yüzüp hafta sonu masterler yarışlarına katılıyoruz. Bizim için antreman sahası gibi" diyor.

Üsküdar'dan denize girip Cankurtaran'dan çıkacaklara ekipten bir nöbetçi kara yoluyla giysilerini getiriyor.

KENDİNİ YÜZMEYLE TEDAVİ ETTİ

Zekeriya Gül (61, doktor), insanın yapısına en uygun, doğru yapıldığında en az zorlayan sporun yüzme olduğunu söylüyor: "Fizik tedavi uzmanıyım. Bel ağrıları için yüzmeyi tavsiye ediyorum. Bende de bel fıtığı var. 15 gün yüzmesem bel ağrısı başlıyor. Bağımlısı oldum. Güneş doğduktan sonra girip, 08.00'e kadar yüzüyorum."

Kenan Çavuşoğlu (74, ayakkabıcı), "Yüzmek için Gürpınar'dan geliyorum. Gürpınar'ın da denizi var ama buranın başka. Öyle alıştım ki sabahı zor bekliyorum. Kışın bile geliyorum" diyor.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!