En sıcak saatlerde ne renk giymeliyiz?

Yaz tatilinde amacımız güneşin yararlarından faydalanmak, zararlarındansa kaçınmak olmalı. Yüz yaşlanmasından yüzde 80, deri kanserlerindense yüzde 95 oranında ultraviyole ışınlarının sorumlu olduğunu biliyor muydunuz? Peki güneşin yol açtığı hücresel hasarların yüzde 80'inin 18 yaş öncesi maruz kalınan güneş ışınları nedeniyle meydana geldiğini?

En sıcak saatlerde ne renk giymeliyiz?

Yaz mevsiminin güneş demek olduğunu unutmayın. Güneş hem dostumuz hem düşmanımız. Dostumuz çünkü serotonin seviyelerini artırarak antidepresif etki gösteriyor, D vitamini düzeyimizi artırarak kemiklerimizi güçlendirip bağışıklık sistemimizi düzenliyor. Diğer taraftan güneş ışınları deri yaşlanması ve deri kanserlerinin temel nedeni olduğu için aramızda mesafeli bir dostluk olması gerekiyor. Yüz yaşlanmasından yüzde 80, deri kanserlerindense yüzde 95 oranında ultraviyole ışınları sorumlu tutuluyor.

Güneşe sürekli orta şiddette maruz kalmanın (balıkçılar, çiftçiler vb) deri kanseri riskini artırdığı bilinmekle birlikte bir kereliğine kısa süreli ama şiddetli maruz kalmanın (yaz tatilinde su kabarcığı oluşacak kadar güneşten yanma) bile kanser riskini artırdığı belirtiliyor. Güneşin yol açtığı hücresel hasarların yüzde 80'i 18 yaş öncesi maruz kalınan güneş ışınları nedeniyle meydana geliyor. Bu nedenle çocukların güneşten korunmaları büyük önem taşıyor.

DERİ RENGİNİZ GÜNEŞİN ETKİSİNİN GÖSTERGESİ

Dermatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Şule Güngör, cildi güneşten koruyarak, sağlıklı beslenerek ve doğru kozmetikleri doğru zamanda kullanarak risklerden uzak, genç ve sağlıklı kalmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Güneşin deriye etkisindeki en önemli faktörün deri rengi olduğu belirtiliyor. Koyu tenli kişilerde melanin pigmenti, keratinositlerin üzerini örterek güneş hasarına karşı korurken, açık tenli kişilerde bu pigment az olduğu için keratinositler güneş ışınlarına karşı daha savunmasız oluyor. Bu nedenle açık tenliler daha kısa süre güneş altında kalarak hem daha fazla D vitamini sentezliyor hem de hücresel hasara daha fazla maruz kalarak deri yaşlanması ve deri kanseri riski taşıyor. Doç. Dr. Güngör, "Doğa öyle bir denge oluşturmuş ki güneş ışınlarının az geldiği İskandinav ülkeleri, Kuzey Avrupa ve Rusya'da beyaz tenli ırk, güneşin dik ve yoğun olduğu Afrika ve Güney Amerika'daysa koyu tenli ırk çoğalmıştır" diyor.

AÇIK RENK DEĞİL KOYU RENK GİYSİ

Güneş ışınları, kolajen yapımını azaltarak deri yaşlanmasına yol açmakla kalmayıp DNA zincirinin yapısını bozarak serbest oksijen radikallerini açığa çıkarıp hücresel oksidatif hasar yapıyor ve endirekt etkiyle deri kanserinin oluşumunda önemli rol oynuyor. Güneşten korunmak, güneşten uzak durup doğru giyinmekle başlıyor. Güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği yaz aylarında 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamak, güneşe çıkıldığında uzun kollu, sıkı dokulu, koyu renk kıyafet giymek (açık renk kıyafet sıcaktan, koyu renk kıyafet güneşten korur), koruyucu şapka ve güneş gözlüğü takmak olmazsa olmazlar arasında bulunuyor. Bu önlemlere ek olarak güneşten koruyucu ürün kullanmak da güneşin zararlı etkilerinden korunmayı sağlıyor. Güneşten koruyucu ürünler temel olarak fiziksel (mineral) ve kimyasal filtreler içermekle birlikte son yıllarda ürünlere organik filtreler de eklendiği belirtiliyor.

SPF NE DEMEK?

SPF, 'sun protective factor' yani 'güneşten koruma faktörü' anlamına geliyor. Güneşten koruyucu ürün sürülen deride, kızarmadan geçirilecek sürenin, koruyucu sürülmeyen ciltteki süreye oranına işaret ediyor. Örnek vermek gerekirse, bir kişi güneşten koruma kullanma dığında kızarıklık 10 dakikada gelişiyorsa, SPF 20 güneş koruyucu ürün kullandığında kızarıklı- ğın gelişme süresinin 200 dakika olduğu belirtiliyor. Deride kızarıklığa yol açan ve derinin üst katmanlarını etkileyenin UVB ışını olduğu belirtiliyor. Bu nedenle SPF, ürünün sadece UVB filtre etme etkisini gösteriyor. Son yıllarda ürün etiketlerine UVA ışınından korunmayı gösteren UVA koruma faktör derecesi de ekleniyor.

KİM HANGİ KORUYUCUYU KULLANMALI?

Buğday tenli, fotosensitif ek deri hastalığı olmayan bir yetişkinin günlük yaşamda en az SPF 15 faktör, deniz tatilindeyse en az SPF 30 faktör ürün kullanması öneriliyor. SPF 15 faktör bir ürün UVB ışınlarının yüzde 94'ünü, SPF 30 faktör bir ürünse yüzde 97'sini tutuyor. Güneş koruyucuların güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmesi, güneşte bulunulduğu sürece 2-3 saatte yenilenmesi, deniz, havuz, duş sonrası ve terleme durumundaysa tekrarlanması gerekiyor.

HANGİ FİLTRELİ GÜNEŞTEN KORUYUCU?

Kimyasal filtreler ışığın enerjisini emip sonrasında emilen enerjiyi zararsız bir ısı olarak dışarıya veriyor. Bazı kimyasal filtreler UVB ışığını, bazılarıysa UVA ışığını bloke ediyor. Kimyasal filtreler bazı ciltler tarafından tolere edilemediği için allerji, yanma ve batma yapabiliyor. Fiziksel (mineral) filtrelerse titanium dioksit ve çinko oksit gibi katı par- çacık halindeki maddelerin ışınları yansıtmalarıyla sağlanıp cildin üzerinde bir örtü varmış gibi bariyer görevi görüyor. Bu özellikleriyle UVB, UVA, infrared ışık ve görülebilir ışığı bloke edip deride allerji, tahriş, yanma ve batma oluşumunu engelliyor. Tinosorb M gibi organik filtrelerse etkilerini ışını hem yansıtıp hem de absorbe ederek gösteriyor.

 

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!