Dilipak: 'Bazı' bankaların operasyonları için neden yargıya başvurmuyoruz

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, yaşanan döviz krizi ile ilgili, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF'İ işaret ederek , kuruluşların sessizliğine dikkati çekti.

Dilipak: 'Bazı' bankaların operasyonları için neden yargıya başvurmuyoruz

Dilipak köşesinde  "Neden hâlâ, o Londra borsasında bazı bankaların geceyarısı operasyonları için ve geçmişte de denenen LİBOR operasyonları için yargı yoluna başvurmuyoruz" diye yazdı. 

"Üniversitelerimizin sesi çıkıyor mu?"

Yazar , döviz krizinin yeni ders yılında müfredata girmesi yönünde öneri sunarak üniversitelere seslendi. Dilipak, "Sahi, bu arada üniversitelerimizin yeteri kadar sesi çıkıyor mu? Hatta ekonomi fakültesi öğretim üyeleri bir bildiri de yayınlayabilirler. Yeni ders yılında uluslararası ilişkiler ve ekonomi, maliye, bankacılık fakülteleri mutlaka bu krizi ders olarak okumalılar. Her şeyi siyaset ve bürokrasiden bekleyemeyiz. Hepimize düşen görevler var" dedi. 

Abdurrahman Dilipak'ın köşesinde "Dolar'la imtihan!" başlığıyla yayımlanan yazısında şu ifadeler yer aldı:

"Dün kaldığımız yerden devam edecek olursak, bu emperyalist düzenin yıkılışı bizim elimizle olacak sanki. Dua edelim: "Allah'ım bizim ellerimizle cezalandır zalimleri ve bizim ellerimizle yardım et mazlumlara" diyelim. Evet, evet, önce şu teorik çerçeveyi doğru oturtalım. Mekke dönemi ayetleri önce iman çerçevesini oturttu, ümmete bir istikamet kazandırdı. Sonra eylemi örgütledi. 

Onun içi aktüel, pratik gerçeklerden önce bu çerçeveyi doğru çizmek gerekiyor.

Sahi, bu arada üniversitelerimizin yeteri kadar sesi çıkıyor mu? Tek başına siyasetçiler ve gazeteciler mi konuşacak. Muhalefet zaten muhalefet olsun diye muhalefet yapıyor.. Siyaset bütün detayları konuşunca bürokrat emir tekrarı yapar gibi konuşuyor. Olmaz ki. İcracı eylem planını söylesin, politika kurulları politik değerlendirmeler yapsın, sektör aktörleri analiz yapsınlar.

Hatta ekonomi fakültesi öğretim üyeleri bir bildiri de yayınlayabilirler. Yeni ders yılında uluslararası ilişkiler ve ekonomi, maliye, bankacılık fakülteleri mutlaka bu krizi ders olarak okumalılar. Bakalım kaç bilimsel makale yayınlanacak, bu konuda kaç yüksek lisans ve doktora çalışması yapılacak?

Her şeyi siyaset ve bürokrasiden bekleyemeyiz. Hepimize düşen görevler var.

Bu konuda Cumhurbaşkanının dövizini TL'ye çevirenlere ciddi bir teminat vermesi gerek. Bu konuda devlete güvenenlerin teşvik ve primlerle desteklenmesi gerek, gerektiğinde. Söz yerde kalmamalı. Kârlı çıkacağını anlarsa insanlar, bu hem ötekiler üzerinde caydırıcı bir baskı oluşturur, hem de insanlar daha bir moral bulur, teşvik edilmiş olur.

Öte yandan düşünüyorum da, neden hâlâ, o Londra borsasında bazı bankaların geceyarısı operasyonları için ve geçmişte de denenen LİBOR operasyonları için yargı yoluna başvurmuyoruz.

Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF'nin sessizliğini tartışmaya açmıyoruz.

Bu konu, daha önceki darbe ve terör girişimleri ile birlikte neden iç hukuk ve uluslararası hukuk açısından tartışmaya açılmıyor. 

Hayır! Savunma değil taarruz. Bu konuyu NATO'da tartışmaya açmalıyız. Bu konuda uluslararası örgütler nezdinde, hatta ABD'de bile konuyu doğru bir şekilde doğru adreslere iletirsek destek görebileceğimiz birileri mutlaka vardır. İngiltere'de de öyle, Avrupa'da da. Sadece Çin, Rusya ve Hindistan'da değil.

Almanya niye Türkiye'ye yakınlaşıyor. Türkiye krize girerse, Borsa İstanbul'da işlem gören Avrupalı yatırımcılar da bu işten zarar görecek. Borsa'da işlem gören ya da piyasada faaliyet gösteren birçok yabancı sermaye şirketi ve yabancı sermayeye sahip banka var. Borsada oynayan batılı yatırımcılar da bu işten zarar görecekler bu gidişle. Kaldı ki, bizim dış borcumuzun ağırlığı da batılı ülkelere. Zaten kırılgan bir hale gelen batıdaki piyasa aktörleri bu işten ciddi bir şekilde yara alabilirler ve Türkiye'deki kriz batılı ülkelerdeki krizi tetikleyebilir..

Batıdaki Türk yatırımcı parasını çekip Türkiye'ye getirebilir. Bu da para akışını Türkiye'ye çevirir. Türkiye kârlı bir turizm pazarı olabilir. Anlayacağınız rüzgar tersine esmeye başladı. Evdeki hesaplar çarşıya uymayacak gibi. Keskin sirke küpüne zarar veriyor artık.

Bu döviz operasyonu bir kez daha 15 Temmuz'daki ferasetin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor, Elhamdülillah! Hainlerin kirli yüzleri, kirli emelleri de bir kez daha bu şekilde ortaya çıktı. Bir kez daha darbecileri ve terör sevicilerin kim olduklarını görme fırsatı doğdu. Kim kimdir bir kere daha gün yüzüne çıktı.

ABD ve bu kirli oyuna alet olan hükümetler ve kuruluşları çok ciddi bir itibar kaybına uğradılar. Bu halk bu yaşananları asla unutmayacak ve bunun ekonomik ve siyasi anlamda bir faturası olacak..

Türkiye'nin bu olaylardan sonra batıya karşı, bundan sonra atacağı adımlar konusunda eli çok daha güçlü olacak.

İşte böyle. Herkesin bir hesabı var, Allah'ın da bir hükmü var. Galib olacak olan O'nun hükmüdür. Erdoğan, "Bizim Allah'ımız var" derken aslında o bunu söylemek istiyordu elbette. Allah servet ve iktidarı halklar ve ülkeler arasında evirir-çevirir. Allah iradesini gerçekleştirmek konusunda kimseye muhtaç değildir. O dilerse bukağılı şeytanları bile iradesine ram eder. "O "ol" der ve o şey olur!" La galibe illallah! Kimse O zat-ı zülcelalı, ne savaşa ve ne de iktidara zorlayamaz!

O buyurdu ki: "Sizi mallarınız, canlarınız ve sevdiklerinizle kimi zaman azaltarak, kimi zaman eksilterek imtihan edeceğim". İtirazı olan var mı?. Başınızdaki Peygamber de olsa bu böyle. Hz. Yusuf'u, Hz. Eyyub'u hatırlayın. Böyle imtihan olacaksınız ki, gerçekten iman edenler ve etmeyenler belli olsun. Ezeli ve ebedi olan yalnız Allah'tır. Bu dünyada geçici olmayan hiçbir şey yoktur.

"Biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir." "Karanlık aydınlığın yokluğudur." "Allah cahil ve zalim bir topluluğa, fasıklara ve münafıklara yardım etmez." Onlara emanet edilen işler sebebi ile Allah'ın yardımı o topluluğa ulaşmaz.. Onun için buyurulmuştur ki: "İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım". Evet bugün için acil olarak finans, yine acil olarak parti, bürokrasi, Bakanlıklar diğer kurullar ve yerel yönetimlerde, Allah'ın yardımının ulaşmasını engelleyen ihanet çetelerinin içimizdeki bakiyelerinden bir an önce kurtulmamız gerekiyor.

Sakin olalım, "bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, kadir-i mutlak (Mutlak iktidar sahibi) bir Allah var." Şeytan da onun iktidarına tabi. Ve o hiçbir kayıt ve şarta tabi olmayandır. Hem değil mi ki "Bize hayır gibi gelen şeyde şer, şer gibi gelen şeyde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah bilir".

Birileri "kapalı kapılar arkasında planlar yaparak ve dostları ile fısıldaşarak", karanlık ve derin ilişki içinde olduğu efendilerinden aldığı işaretlerle hareket ediyor olabilir. Bana kalırsa bu döviz krizinin arkasında bu iki kesim de aktif rol üstleniyor. Onlardan dışarıdaki düşman belli, içimizdekiler ise MÜNAFIK. İkili oynuyorlar. Sureti haktan gözüküyorlar. Oysa Allah onların kalplerinden ve akıllarından geçenleri de bilir. MEKERALLAHU. Onlar bu yaptıkları ile sadece kendi cehennemlerine sırtlarında odun taşırlar. "Onlar cahildirler bilmiyorlar". Oysa "Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar". "Onlar deniz kenarında kumdan evcikler yapan çocuklara benziyorlar", bir an gelecek, "denizin ortasında ışıklarını, yönlerini ve rüzgarlarını kaybedecekler. Rüzgar geri döndüğünde çalkantılı bir denizde bulacaklar kendilerini, aradıkları ışığın geldiğini sandıklarında, geceyi aydınlatırken gözlerini görmez eden saikalardan korunmak için saklanacak yer arayacaklar." Bilmezler ki, "Allah onların işlerini sarp dağlara sardıracak"..

Ne diyeyim artık. Daha açık mı yazayım. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az.

Tek gerçek var: İmtihan oluyoruz. İkinci ikaz: Sanırım gün döndü. Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır! Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Dilerim "Allah bizim ellerimizle zalimleri cezalandırır ve mazlumlara yardım eder."

Süreci doğru okuyabilirsek, bu bize, dünyanın derin gerçeklerini anlamamız için çok önemli ipuçları veriyor. Selâm ve dua ile."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!