Bursalı 28 Şubat mağduru: "20 yılımızı çaldılar, hakkımızı helal etmiyoruz"

Bursa'da 28 Şubat sürecinde Yeşil Anadolu İmam Hatip Lisesinde öğrenci olan, ilçe milli eğitim müdür yardımcısı ile okul müdürünün baskın yaptığı sınıfta kapıyı tutarak, gelenleri içeri almayan Özlem Bulut, yaşadığı acı günleri ve verdiği mücadeleleri unutamıyor.

Bursalı 28 Şubat mağduru: ''20 yılımızı çaldılar, hakkımızı helal etmiyoruz''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı'nın 21 Şubat'ta evinde ziyaret ettiği 28 Şubat dönemi mağdurlarından Bulut (37), 1999'da şubat ayının soğukluğuyla üşüyen, mücadele veren öğrencilerden biri olduğunu anlattı.

O zamanlar 14-15 yaşında, okulda derslere alınacakken soğuk havada okul önlerinde mücadele verdiklerini belirten Bulut, "O günleri hiç unutmuyorum. Tıpkı şimdiki gibi şubatın soğukluğu yüzümüze vurmuştu. Tam 3 ay dışarılarda mücadele verdikten sonra meslek dersi dışındaki erkek hocalarımız yerine kadın öğretmenlerimiz geldi. Kadın hocalarımızın derslerinde başımızdaki örtüleri açarak, erkek hocalarımızda kapatarak okulu tamamlamak nasip oldu." diye konuştu.

Bir gün okulda dersteyken bir arkadaşının sınıfın kapısını aralayarak, dışarıya baktığını ve "Kızlar ilçe milli eğitim müdür yardımcısıyla müdürümüz baskına geliyor." dediğini aktaran Bulut, şöyle devam etti:

"Kimi arkadaşlar, ağlayarak saçını açtı. Bizler alelacele örtülerimizi tam yapamadan kapıyı tuttuk ve içeriye müdür ile ilçe milli eğitim müdür yardımcısını almadık. Beden eğitimi dersi hocamız müdahale etti. 'Hocam, lütfen karışmayın' dedik. O da karışmadı. Sonra ilçe milli eğitim müdür yardımcısı çok kızdı ve benim için 'Bu öğrencinin kaydını silin hemen' dedi. O anda arkadaşlarımın yalvarışlarını hiç unutmuyorum. 'Ne olur Özlem, kapıyı bırak' dediler. Ben, dışarıdakilere 'Biz sizin verdiğiniz sözü tuttuk. Şimdi siz de verdiğiniz sözü tutun ve içeriye girmeyin' dedim. Elhamdülillah girmediler."

- "Örtümüzü açmamak için okumadık"

Bulut, kat sayısına rağmen üniversitede halkla ilişkiler bölümünü kazandığını dile getirerek, "Örtümüzü açmamak için okumadık. Sonra İstanbul'da özel olarak, çocuk gelişimi ve öğretmenliği enstitüsünü okudum. Fakat diplomamız geçersiz sayılmıştı. Bu 20 yılımızı çalan insanlardan ben ve arkadaşlarım inanıyorum ki büyük bir hak iddia edecek. Çünkü 20 yılımızı çaldılar, hakkımızı helal etmiyoruz." ifadesini kullandı.

Daha sonra özel bir anaokulunda öğretmenlik yaptığını anlatan Bulut, şunları kaydetti:

"Anaokulunda 'Kur'an eğitimi veriliyor' diye şikayet edilmiş. Israrla kapı çalındı, bir açtım 10 polis terör masasından gelmiş. Oysa bizler ne cam kırdık, ne üzerimizde zararlı bir cisim taşıdık. Suçumuz sadece imanımız olan örtümüzü takmaktı. Polislerden müsaade isteyip arkadaşlarla Kur'anları topladık. Hala aklımdan 5-6 yaşlarındaki o çocukların korkuları gitmiyor. 'Acaba Kur'an tehlikeli miydi' dercesine onların korkulu bakışlarını hiç unutmuyorum. Karakola götürüldük ama sicilimize işlenmeden kurtulduk."

- "Gözyaşlarımı tutamıyorum"

Oğlunun 45 günlükken rahatsızlandığını ve bir devlet hastanesine götürüldüğünü ifade eden Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Oğlum vefat ettikten sonra ilahiyat bölümünü okudum. Sonra bir baktım Kur'an, başörtüsü serbest bırakılmış. Yazın Kur'an kurslarında öğreticilik yapıyorum. Çocukların 4 yaşından itibaren gelip Kur'an kurslarını şenlendirdiğini gördüğümde 'Ya Rabbim sana sonsuz kez şükürler olsun' deyip gözyaşlarımı tutamıyorum. Dilerim ki bu güzelliklerin farkında olunur."

Bulut, Türkiye'de şu anda çok ferah ve güzel bir dönem yaşandığına dikkati çekerek, "İnşallah bu dönemin şükrünü yerine getirebiliriz. Şu andaki yükümlülüğümüz de bu bence. Bu nimetin farkında olarak yaşamak zorundayız. Allah devletimize, milletimize ve evlatlarımıza bir daha böyle acı gün göstermesin." dedi.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!