Bursa'da hava kirliliği tehlikeli seviyelere ulaştı!

Türkiye'nin en kötü dördüncü havasına sahip olma unvanını alan Bursa, Temmuz ayında evlerde kömürlü soba yakılmamasına rağmen, hava kirliliğinde Dünya Sağlık Örgütü'nün berlirttiği seviyenin 3 kat üzerinde. Hava kirliliği sadece insanları değil, doğayı da etkiliyor ve birçok solunum hastalığına yol açıyor.

Bursa'da hava kirliliği tehlikeli seviyelere ulaştı!

SEFA BALABAN - SEDA ÖZDOĞAN/BURSADABUGUN.COM

Bursa'da Temmuz sıcaklarında evlerdeki sobalarda kömür yakılmamasına rağmen hava kirliliğinin hat safhada olması vatandaşın sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Konu ile alakalı Bursada Bugün'e açıklama yapan halk sağlığı konusundaki çalışmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Kayıhan Pala, Temmuz ayında hiçbir evde kömürlü sobanın yanmadığını, bu kirliliğin tek sebebinin endüstride yakılan kömür olduğunun altını çizerek, "Hava kirliliği biliyorsunuz Bursa'nın en önde gelen halk sağlığı sorunlarından bir tanesi. Hava kirliliğinin çok önemli bir sağlık sorunu olmasının yanı sıra bizi yakından ilgilendiren bir başka özelliği son yıllarda Bursa'da hava kirliliğinin giderek artması. Örneğin 2017 yılında yapılan ölçüm sonuçlarına göre Bursa'nın havası Türkiye'nin en kirli 4. havası. Bizden daha kirli havası olan yalnızca 3 şehir var ki bunların hiçbiri büyükşehir değil. 1 yıl önceye göre kıyaslayacak olursak örneğin 2016'da Bursa hava kirliliği açısından 12. sıradaydı sonra 4. sıraya kadar geldi" dedi.

Bursa'da kontrolsüz bir sanayileşme var

Bursa'da kömürün evsel ısıtma amacıyla da oldukça yaygın kullanıldığından bahseden Prof. Dr. Pala, "Bursa'da gerçekten çok kontrolsüz bir sanayileşme, çok kötü bir kentleşme ve kömür yakmanın izin verilmesine dair bir zemin var. Kömürü hem belediyeler ve valilik ücretsiz dağıtarak evsel ısınma amacıyla kullanıyorlar hem de endüstride çok ciddi bir şekilde izinsiz kömür yakıldığını görüyoruz. Temmuz ayının ortasındayız, bugün itibariyle havada asıl partikül konsantrasyonu Dünya Sağlık Örgütü'nün izin verdiği sınır değerin 3 kat üzerinde. Bugün bu Temmuz sıcağında kimse kömür yakmadığına göre bunun en temel sorumlusu endüstride kullanılan kömür. Dolayısıyla Bursa ciddi bir hava kirliliği sorunuyla karşı karşıya. Yaptığımız araştırmalarda bu kirlilik nedeniyle başta solunum sistemi rahatsızlıkları olmak üzere; örneğin astım, kronik tıkayıcı akciğer hastalıkları ayrıca kalp krizleri, dolaşım ve sinir sistemi hastalıkları gibi çok sayıda hastalığın bu durumdan etkilendiğini ve Bursa'da bu hastalıkların görülme sıklığında da ciddi bir artış olduğunu gözlüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Bu sorunu elele vererek çözmeliyiz"

Bursa'nın havasının düzelmesi için kömür yakmanın büyük ölçüde önlenmesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Kayıhan Pala, "Bursa'da hava kirliliğini önlemek için önlemler alınmak zorunda, bu önlemlerin başında da kamuoyu duyarlılığının artırılması geliyor. Havası kirli bir kentte yaşamak istemiyorsak eğer elele vererek bu sorunu çözmeliyiz, kömür yakmanın önüne geçmeliyiz. Fosil yakıtlarla herhangi bir şekilde enerji sağlamak gelişmiş ülkelerin gündeminden düştüğü halde bizde hala ilk sıralarda kömürlü termik santraller, biyokütleyle enerji üretimi gibi santrallerin gündemde olması kabul edilebilecek bir durum değil. Dolayısıyla kamuouyunu elele vermeye, başta çocuklar olmak üzere bütün yaşayanları olumsuz etkileyen bu sorun için bir araya gelip mücadele etmeye çağırıyoruz" şeklinde konuştu.

Bu kirlilikten tüm doğa etkileniyor

Havada asılı kalan zararlı gazların ve ağır metallerin sadece insanlara değil doğanın tümüne zarar verdiğini vurgulayan Pala, "Gıda güvenliği konusundaki birinci problemimiz gıdalarla alakalı labaratuar analizi yapmadığımız için ne durumda olduklarını bilmemek. Ama son 5 yıla bakacak olursanız Bursa'nın hem yeraltı sularında hem de sulama sularıyla kullanılan yüzey sularında ciddi kirliliğin olduğuna ilişkin elimizde ölçüm sonuçları var. Dolayısıyla tarımın bundan etkilenmediğini iddia etmek gerçekçi değil. Hava kirliliği dediğimiz zaman havadaki 30'dan fazla ana kirleticinin hem nefes alırken bizim vücudumuza hem cildimize hem toprağa hem suya, bitki örtümüze zarar vermesinden söz etmek mümkün. Yapılan araştırmalar göstermiş ki; özellikle havada asılı olan partiküller, gazlar, frandiyoksin gibi ciddi kirleticiler, ağır metaller bir ekolojik yaklaşımla yalnızca insanı değil doğa içerisinde birlikte olduğumuz bütün canlıları etkileme potansiyeline sahip bunda da en başta ormanlar ve bitki örtümüz zarar görüyor" dedi.

"Denetimden söz etmek mümkün değil"

Bursa'da bir hava kirliliği denetimi olduğundan söz etmenin mümkün dahi olmadığını anlatan Kayıhan Pala, sözlerini şu şekilde noktaladı "Hava kirliliği düzeyleri belli bir seviyeye geldiğinde topluma alarm vermek lazım. Biz bu sene Bursa Tabip Odasında yaptığımız açıklamada ilk alarm düzeyini aşan kirlilikler olduğu halde kamunun bu alarm düzeyiyle ilgili topluma hiç bilgi vermediğini de gözlemledik. Dolayısıyla herhangi bir şekilde bir denetimden söz etmek mümkün değil, kaldı ki Bursa Tabip Odası olarak örneğin Orhaneli termik santralinin özelleştirilmesi sonrasında bacasından gözle görülecek kadar kirlilik yapması üzerine yaptığımız başvuruda olumsuz yanıtlar aldık. Bakanlık 2019 sonuna kadar herhangi bir şekilde bu kirliliği denetlemeyeceğini yazılı olarak deklare etmiş oldu. Dolayısıyla üzgün bir şekilde söyleyeyim ki Bursada hava kirliliğiyle ilgili herhangi bir kamusal denetimden söz etmek mümkün değil. Zehirleniyoruz, zehirlendiğimizi bizzat Çevre Bakanlığının istasyonlarından veriye dayanarak sürekli toplumla paylaşıyoruz ancak ne yazık ki bu zehirlenmenin önüne geçecek herhangi bir adımın atıldığına tanık olamıyoruz, en büyük üzüntü kaynaklarımızdan birisi budur."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!