Bursa'da çimento fabrikası değil halk kazandı!

Bursa Çimento kapasite artışına karşı açılan davada mahkeme yaşam savunucularını haklı bularak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen "ÇED Olumlu" kararını iptal etti.

Bursa'da çimento fabrikası değil halk kazandı!

Bursa Barosu, Bursa Tabib Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Kestel Halkı Çevre İnsiyatifi ve DOĞADER Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği düzenledikleri basın toplantısında müjdeli haberi duyurdu: Bursa'da çimento fabrikası değil halk kazandı!

Bursa Çimento kapasite artışına karşı açılan davada mahkeme yaşam savunucularını haklı bularak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen "ÇED Olumlu" kararını iptal etti.

Yapılan açıklamada, "1969 yılında Klinker ve çimento toplamı olarak 480 bin ton/yıl olarak başladığı üretim kapasitesi günümüzde 3 milyon 250 bin ton/yıl'a ulaşmış olmasına rağmen Bursa Çimento, üretim kapasitesini 2,3 KAT yani 4 milyon 400 bin ton/yıl artırarak 7 milyon 650 bin ton/yıla çıkarmak istiyordu. Bu durum, bir kapasite artışından çok aslında, yeni, temiz ve teknolojik üretim amacı ile gerekçelendirilmiş, masumlaştırılmış kapasite artışı kılıfında Bursa Çimento'nun kurulu fabrikasından daha fazla üretim yapacak yeni bir fabrika kurma ve çimento sektöründen daha fazla pay kapma anlamı taşıyordu" denildi.

Açıklamada, "Dünya genelinde çimento sektörü kirletici sanayidir ve yapılan araştırmalar 1 kg çimento üretmek için 1 ton karbondioksit açığa çıkardığını ortaya koymaktadır. Ayrıca çimento fabrikaları bacalarından küresel ısınmaya neden olan karbonla birlikte zehirli gazlar ve partikül maddeler de çıkar. Dioksin, furan gibi kanserojen gazlarla birlikte PM10 VE PM2.5 denen 10 mikron ve daha küçük kül parçacıkları havaya yayılır. Bunlar insan, hayvan ve bitkiler üzerinde olumsuz etkiler yaratır, hastalıklara, verim düşüşlerine neden olur. Bu nedenle dünyada bir çok ülke çimento üretmektense çimentoyu başka ülkelerden ithal etmeyi tercih ederler. Çimento üretimi, en kirletici sanayi sektörleri arasında yer alsa da son 15 yıl içinde verilen teşvikler Türkiye'de çimento yatırımlarının tavan yapmasına neden oldu. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği verilerine göre 2016 yılında 132,8 milyon ton kapasiteye rağmen 75 milyon ton çimento üretimi gerçekleştirildi. Bunun anlamı Türkiye inşaat ve yapı sektörüne verilen onca desteğe ve yatırıma rağmen var olan çimento üretim kapasitesinin en çok %56'sı kullanabilmiştir. Son 7 yıl içinde en iyi durumda bile Türkiye'de çimento üretim kapasitesinin %40'ı kullanılmadı. Buna rağmen Türkiye'de çimento yatırımları hız kesmeden devam etmektedir. Bu yatırımlardan biri de Bursa Kestel ilçemizde yaşayan vatandaşlarımızın mahalleleriyle yan yana bulunan Bursa Çimento'dur. Dava süresi boyunca Bursa Çimento bir karalama kampanyasıyla biz dava açan kurumları gelişmeye karşı, teknoloji düşmanı olarak nitelendirdi. Üretim hattını yenileyerek daha az kirlilik yaratacaklarını öne sürdüler ve bizim bu gelişmeye engel olmak istediğimizi ilan ettiler" ifadelerine yer verildi.

Bursa Barosu, Bursa Tabib Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Kestel Halkı Çevre İnsiyatifi ve DOĞADER Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği adına yapılan açıklama şöyle tamamlandı:

"Oysa ki, biz teknoloji yenilemesine karşı olmadığımızı her fırsatta dile getirdik. Bizim karşı olduğumuz daha fazla kazanç ve pazar payı elde etmek amacı fırsatçı bir yaklaşımla iki kat daha fazla kömürün yakılmasına neden olacak çimento üretim kapasitesin arttırılması olduğunu belirttik. Öyle ki, biz bu kapasite artışına engel olmasaydık olası tüm tedbirlere rağmen Bursa Çimento daha fazla hammadde ( kil, kireçtaşı) ve su kullanarak yarattığı kirliliğin iki katını havaya vermeye başlayacak; yaz ve kış tüm yıl boyunca hava kirliliğinde rekor kıran ülkemizin havası kirli ilk dört ili arasında yer alan Bursa'mızın havasını daha da kirleterek başta yakın çevresindekiler olmak üzere tüm halkımızın sağlığını ve yaşamını olumsuz yönde etkileyecekti.

Aslında kanunlar (3573 sayılı zeytin kanunu madde 20), yönetmelikler ve planlar gerçek anlamda uygulanmış olsaydı veya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının çimento fabrikasına yakın mesafelerde zeytinlik arazilerinin bulunması gerekçesi ile kapasite artışına karşı verdiği olumsuz görüşü nedeniyle alınan ÇED sürecinin sonlandırılması kararına karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığına açılan davada kamu adına görev yapan bilirkişilerin 3 km mesafe içindeki zeytinlik arazileri ( 630 dekar) bu mesafe dışındaymış gibi göstermeyerek görevlerini tam yapsalardı ÇED iptali 2015 yılında kesinleşirdi. Başka bir anlatımla Bursa Çimento, "ÇED Olumlu" kararını çevresindeki zeytinlikleri gizleyerek, çevresindeki insanların sağlığını hiçe sayarak alamazdı.

Adaletin geçte olsa insan sağlığından, sağlıklı bir çevrede yaşama ve tarımsal üretim yapma hakkından yana gerçekleşmesi adına mücadele eden, destek veren başta Kestel' de yaşayan halkımız olmak üzere tüm Bursa halkına, meslek odalarına, sivil toplum örgütlerine, dernek ve partiler ile adaletin gerçekleşmesi yönünde karar verenlere yürekten teşekkürlerimizi sunuyoruz."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!