Bu hastalık tekerlekli sandalyeye mahkum ediyor!

Uyuşukluk, güç kaybı, kramp, görme kaybı veya çift görme, idrar kaçırma, denge kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkan MS (Multipl Skleroz) kişiyi öldürmüyor ama sakat bırakıyor. Nöroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tülin Coşkun, 20-40'lı yaşları tehdit eden MS'in artık her yaşta karşılaşılan bir hastalık olduğunu söylüyor...

Bu hastalık tekerlekli sandalyeye mahkum ediyor!

Dünya MS Günü dolayısıyla MS hastalığı hakkında açıklamalarda bulunan Nöroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Tülin Coşkun, "MS hastaları yüzde 10 oranında engelli kalabiliyor. Geriye kalan hastalar hayatlarına devam edebiliyorlar ancak o yüzde 10'luk hastanın hayatını kolaylaştırmamız gerekiyor" dedi. 

DİKKAT! BU BELİRTİLER ÇOK ÖNEMLİ!

Yrd. Doç. Dr. Coşkun, MS'i beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki miyelin kılıfı adı verilen koruyucu kılıfın hastalığı olarak tanımlayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "MS, beyin ve omuriliği etkilediği için çok çeşitli belirtilerle karşımıza çıkabilir. Tutulan merkeze göre farklı belirtilerle ortaya çıkar. Örneğin; gözü tutarsa görme kaybı, beyinciği tutarsa denge bozukluğuna neden olabilir. Beynin motor alanı tutulduğu zaman vücudun bir tarafında güçsüzlük oluşur. Daha lokal durumlar da olabilir. Vücudun duyusal yerleri tutulduğunda vücutta uyuşma şikayetleri olabilir. 

Toplumumuz artık bu konuda çok bilinçli. Hastalığın popüler olması da bu duruma yardımcı oldu. Herhangi bir uyuşmayla bize başvuran çok hastamız var. Bu nedenle önemli olan bu hastalığın belirtilerine karşı bilinçli olmakta fayda var."

Özetle MS'in belirtileri şöyle;

● Uyuşukluk

● Güç kaybı,

● Kramp, ağrı

● Görme kaybı veya çift görme

● İdrar kaçırma 

● Denge kaybı

● Epilepsi

● Felç

MS neden gençleri vuruyor? 

MS'in 20-40'lı yaşlarda pik yaptığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Tülin Coşkun, "MS artık neredeyse her yaşta görülüyor. 10 yaş ve üstünde görülmeye başladı. Ancak genç erişkinlerde daha sık görülür. MS genetik bir hastalık değildir, birçok çevresel faktörden etkilenebilir. Sadece bulunduğumuz alan değil; yediklerimiz ve içtiklerimiz, uykusuzluk, vitamin eksikliği, stres gibi faktörler de MS'i etkiler. Bir çok faktörden etkilendiği için tam olarak neye bağlı olduğunu söyleyemiyoruz" dedi. 

BU VİTAMİNLERE DİKKAT!

D vitamini eksikliği MS riskini artırır mı?

"Sadece D vitamini eksikliği MS hastalığını tetiklemez" diyen Yrd. Doç. Dr. Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü: "MS ile D vitamini eksikliği direkt olarak ilişkilendirilmiştir. D vitamini eksikliği olan kişilerde MS hastalığının görüldüğünü birçok çalışma destekliyor. Hastaya MS teşhisi koyduğumuz an itibariyle D vitamini eksikliğini giderecek şeyler öneriyoruz. Akdeniz mutfağından zengin beslenmelerini tavsiye ediyoruz. Hastalarımızın egzersiz yapmalarını istiyoruz. Bu önerdiğimiz şeyler hastanın yaşam tarzı olmalı. Bu hastalarda kas krampları ve ağrılar oluyor bu yüzden fizik tedavi de önerilerimiz arasında... Belli aralıklarla egzersizler yapılmadığında hastalarımızın yaşam kalitesi ciddi anlamda düşüyor."

"BENİM ANNEM DE MS HASTASI..."

Kendi annesinin de MS hastası olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Coşkun, "Hem hekim hem 15 yıla yakın bir süredir MS hastası yakını olarak; MS hastalığının bir yaşam tarzı olduğunu söyleyebilirim. MS bizim evin küçük çocuğu derim hep çünkü yıllarca onun zorluklarıyla yaşadık. Yapılması gerekenler yapıldıktan sonra MS korkutucu bir hastalık değil. Annem hem akut tedavi hem de koruyucu tedavi almak zorunda kaldı. Bu tedavilerin annemin hayatını kısıtladığını hiç hatırlamıyorum. Sabah uyanır, iğnesini yapar ve sonr ada hayatına devam eder. Biz artık onu hasta olarak görmüyoruz çünkü normal hayatına devam ediyor. Annem ne yapacağını, nasıl davranacağını biliyor. Örneğin çok yorulmaması gerektiğini biliyor. Yorgunluğun, aşırı egzersizin ve uykusuzluğun kendisine zarar vereceğini biliyor" diye konuştu.

MS'in tedavisine değinir misiniz? 

MS hastalığının akut ve koruyucu tedavi olmak üzere iki ayrıldığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Coşkun, şunları söyledi: "Akut tedavide hasta MS atağı geçirdiği an yani bir uyuşma, konuşma bozukluğu gibi belirtilerin üstünden 24 saat geçmişse  ve bizler hekim olarak bu belirtilerin bir MS hastalığı belirtisi olduğunu düşünüyorsak ilk tedavimiz atak tedavisi olur. Öncelikle bu hastayı kurtarmamız gerekir. Kortizon vücudun tedavisi için çok önemlidir. İlk 7-10 gün kullandığımız bir ilaç var. Hem hasta için hem de bizim için çok yüz güldürücü oluyor bu tedaviler.

Ardından ikinci atak olup olmayacağını, hastanın yaşı gibi birçok faktörü göz önünde bulundurarak koruyucu tedaviye geçip geçmeyeceğimize karar veriyoruz. Koruyucu tedavide artık biraz daha zenginiz. Koruyucu tedavide birinci ikinci ve üçüncü basamak tedaviler var. Koruyucu tedavide birinci ikinci ve üçüncü basamak tedaviler var.

Birinci basamak tedaviler, deri altına yapılan tedavilerdir. İkinci basamak tedaviler de oral yollarla yapılan tedavidir. Birinci basamak tedaviden yarar görmeyen hastalarımızda ikinci basamak tedavilere geçiyoruz. Üçüncü basamak tedaviyi ise daha çok kanser hastalarında kullanıyoruz. Damar yolunu kullandığımız bir yöntemdir. Diğer tedavilerden fayda görmeyen hastalarımızda üçüncü basamak tedavilere geçiyoruz."

MS hastası ömür boyu ilaç kullanmak zorunda mı? 

MS hastalarının en az 5 yıl boyunca ilaç kullanması gerektiğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Tülin Coşkun, "Literatür, hastanın beş yıl ilaç kullanmasını öneriyor. Biz koruyucu tedaviye başladıktan sonra hasta beş yıl boyunca hiçbir atak geçirmiyorsa o ilacı kesip kesmeme konusunda gözden geçiririz. Eskiden yaklaşımımız bu şekildeydi şimdi ise bu ilacı kesmek biraz cesaret ister deniyor. Çünkü şunu biliyoruz; artık bu ilaçlar kesildikten sonra olur da bir hasta tekrar atak geçirirse gerçekten çok kötü oluyor. O yüzden bu ilaçları kesmek çok ciddi bir karar. Bu kararı hastalarımızla konuşarak veriyoruz. Çoğu zaman ilacı kesmiyoruz, çalışmalar da bunu destekliyor zaten. Biz de hastayı bilinçlendirip ilacın kesilmemesi yolunda bir adım atıyoruz" dedi. 

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!