Başbakan Binali Yıldırım'dan bedelli askerlik açıklaması

Başbakan Binali Yıldırım, önceki akşam gazete ve televizyonların yöneticileriyle buluştuğu iftarda bedelli askerlik beklentileriyle ilgili soruyu yanıtlarken, "Şu anda askerlik sorunu olan 5.5 milyon genç var. Yılda 350 bin kişi askere alınabiliyor. Bu 5.5 milyonu eritmek için yaklaşık 16 yıl gerekiyor. Seçimden sonra iş başına gelecek hükümetin bu soruna çözüm üretmesi gerekiyor" dedi. Yıldırım öte yandan "Gündemimizde af yok. Sayın Bahçeli'yle ilk açıklamasından sonra konuştum.'Karar sizin' tarzında bir ifadede bulundu. Biz de onun üzerine zaten görüşümüzü açıkladık ve gündemimizde af olmadığını ifade ettik." dedi.

Başbakan Binali Yıldırım'dan bedelli askerlik açıklaması

Yıldırım'a sorulan sorular ve yanıtları özetle şöyle:

*Bedelli askerlik beklentisi olanlar var. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

- Ben bazı bilgileri paylaşayım, ondan sonra ne yapacağımıza karar verelim. Bakın, şu anda yoklamaya tabi olan, yani askerlik çağı gelmiş olanların sayısı 585 bin 210. Yoklama kaçağı olanlar 570 bin 422 kişi.

56 bin 947 kişi bakaya. 5 bin 772 kişi firarda. Askerliğini çeşitli nedenlerle ertelemiş olanlar 2 milyon 930 bin 279 kişi. Bunlar arasında öğrencilik nedeniyle erteleyenler yok. Öğrencilik nedeniyle askerliğini erteleyenler de 1 milyon 885 bin 438 kişi.

Silah altında bulunan er sayısı ise 360 bin 869. Gelecek yıl, yani 2019'da silah altına alınması planlanan 345 bin 933 kişi. Yani, 5 milyon 448 bin 858 kişinin askerlikle ilişkisi devam ediyor. Bu rakamı, gelecek yıl askere alınacak kişi sayısı olan 345 bin 933'e bölünce 15.7 çıkıyor. Yaklaşık 16 yıl.

Bunların yaşını dondursak bile 16 yıl boyunca askerlik bu vatandaşlarımızın önünde bir engel, sorun olarak devam edecek. Gerçek bu. Yıllık ihtiyaç belli, yuvarlak hesap 350 bin kişi. Ama birikmiş 5.5 milyon vatandaş var. Nasıl çözeceğiz?

RAKAMLAR ORTADA

*Bu durumda bedelli askerlik gündeme gelir mi?

- Öyle bir şey demiyorum. Bir şekilde çözülmesi lazım. Tabii esas olan savunma gücümüzde bir zaafiyet yaşanmaması. Eldeki rakamlar böyle bir zaafiyetin olmadığını gösteriyor. Bu insanlar ne yapacak? Hayatını, geleceğini planlayacak. O bakımdan bunun siyasi istismar edilecek bir yanı yok, rakamlar ortada. Yani bir yandan operasyonlar yaparken, bir yandan terörle mücadele yaparken, bir yandan da askere alınmayı bekleyen binlerce insan var. Türkiye'nin gerçekleri budur. 5.5 milyon insanın sorununun farkındayız. Tüm hassasiyetler göz önüne alınarak sorunu nasıl çözeriz ileride değerlendirilir. Ama bugünkü gündemimiz değil.

Ayrıca, özellikle 15 Temmuz'dan sonra Silahlı Kuvvetler'de silah altında vatani hizmet gören askerlerden ziyade profesyonelliğe geçtik. Ve aldığımız önemli bir karar daha var. Operasyonlara, ön plana asla silah altındaki er-erbaşları göndermiyoruz. Arka planda lojistik destek veriyor

Cumhurbaşkanı öyle herkesi asıp kesemez

*CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Metin Temel'in apoletlerini sökeceğini söyledi... Sizin yorumunuz nedir?

- Apolet meselesi çok önemli bir mesele. Bir yandan "Ben cumhurbaşkanı olursam hâkimler ayağa kalkmasın" diyeceksin, sonra beğenmediğin durum olursa "Apoletlerini sökerim" diyeceksin, Hitler'e özeniyor. Buradan anlaşılan odur.

Hukuk devletinde herkes hukuka saygı göstermek mecburiyetinde. İster cumhurbaşkanı olun, isterseniz başka bir sorumluluk sahibi olun, peşinen öyle herkesi asıp kesemezsiniz.

15 Temmuz'u yapanlar oldu, mahkeme söküyor apoletleri, biz sökmüyoruz. Millete silah doğrultan, insanları acımasızca katledenlerin apoletlerini millet adına bağımsız Türk yargısı söküyor. Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla sökülmüyor. Belli ki hukuk devletiyle ilgili kafasında bir karışıklık var Sayın İnce'nin.

Metin Temel Paşa 15 Temmuz gecesi büyük bir kahramanlık yapmıştır, ben buna bizzat şahidim. Bu darbeye karşı çok büyük iş görmüştür. Kendisi bu darbenin bastırılmasının önemli aktörlerinden biridir, onu ifade etmekte yarar var. Afrin Operasyonu'nda da tartışılmaz bir başarısı var, Cerablus'ta da öyle, değerli bir komutandır. Değerli komutanlar kolay yetişmiyor. Onun için böyle sorumsuz beyanatlardan adayların kaçınmasında yarar görüyorum.

 Irak'ın kuzeyinde 11 üs bölgemiz var

 *Askerimiz Kandil'e önemli ölçüde yaklaştı. Son durum nedir?

- Kuzey Irak'ta, Afrin'de, Fırat Kalkanı bölgesinde, yani Fırat'ın batısında 250 kilometrelik bir alanı terörden temizledik. Ama Fırat'ın doğusunda henüz sorunumuz devam ediyor. Irak-İran sınırına kadar devam ediyor. Yani orada 1000 kilometrelik bir sınır boyunda hâlâ sorunumuz var. Irak'ın kuzeyinde varlığımızı iki katına çıkardık. Tam olarak 11 tane üs bölgemiz oldu. Amacımız; o bölgede topraklarımıza sızmadan terörü bertaraf etmek ve sınır güvenliğimizi sağlamak. Esasında Hatay'dan başlayarak Iğdır'a kadar fiziki sınır güvenlik tedbirimizi de alıyoruz. Duvarlar örülüyor, elektronik takip mekanizması kuruluyor, aşağı yukarı yüzde 70 oranında tamamladık. Geriye kalan bir yüzde 30 var, Bundan amacımız, geçişleri kontrol altına almak, sadece resmi kapılarda bunu yapmak. Onun için bu tedbirleri alıyoruz, amacımız; içeriden ve dışarıdan gelecek tehditlere karşı ülkemizi vatandaşımızın can, mal emniyetini korumak, bölgenin kalkınmasının önündeki engeli kaldırmak.

Vatandaş ayarı çok iyi yapıyor

Muhalefetin Cumhurbaşkanı adaylarının parlamenter sisteme geri dönüş vaatlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bizde tornistan olmaz, o kararı verdik. 16 Nisan'da verilen karar çok açık ve net. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine gidiyoruz. Çift başlılığı ortadan kaldırıyoruz, yönetimde sadeleştirme yapıyoruz. Bazıları diyor ki; "Recep Tayyip Erdoğan tamam da, gerisi önemli değil". Bu da bir tuzaktır, böyle bir şey yok. Yani, iktidara gelen hükümetin partisinin Meclis'te de güçlü olması lazım. Ama şunu söylemekte yarar var:

Yeni dönemde Meclis ve hükümet arasında uzlaşma kültürü çok daha etkin hale gelecek. Bu sistemin getirdiği en önemli şey; bir güçlü iktidar, sürekli istikrar hükümet bakımından. Meclis bakımından da yasamanın güçlenmesi, artı yürütmeyle yasamanın uzlaşma kültürünü geliştirme mecburiyeti olması.

Ancak vatandaş ayarı çok iyi yapıyor. Altın terazisi bile vatandaşın terazisini tutmuyor. Bu seçimde de inşallah istikrarın ve güvenin devamı yönünde vatandaşlarımız tercihini yapacaktır.

Görüyorum ki muhalefet partileri 16 Nisan'ı hâlâ zihinlerinde kabul etmemişler, içlerine sindirememişlerdir. Dolayısıyla bütün rakipler, parlamenter sisteme geçeceğiz diyorlar. Ey Muharrem İnce, dağlar gibi vaatler veriyorsun, parlamenter sisteme geçince nasıl yapacaksın?

"Piyasalara olumsuz algı yerleştirmeye çalışıyorlar"

Başbakan Yıldırım'a, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in Londra temasları, ardından Fitch, Moody's'in açıklamaları ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin açıklamaları, döviz ve faizle ilgili gelişmeler de soruldu.

Yıldırım, 2018 yılının başından itibaren gelişmekte olan ülkelerin paralarının dolar karşısında değer kaybetmeye başladığını belirterek, şöyle konuştu:

"Ekonomide yaşanan olayları bir dış kaynaklı sebepler, bir de iç kaynaklı sebepler diye ikiye ayırmak lazım. Dolayısıyla bu değer kaybı bütün paralarda var, hatta avroda da var. Amerikan yönetiminin aldığı kararlar doğrultusunda ciddi anlamda dolarda bir değer artışı söz konusu. İkinci konu da, Amerika faiz artırıyor. Belki yakın zamanda tekrar faiz artışına gidecek. Bunun tercümesi ne? Dünyadaki dolar yatırımcılarına evine dön diyor. Bu da, özellikle gelişmiş ülkelere kaynak sağlayan fonların çıkışı anlamına geliyor. Bir başka konu, petrol fiyatlarındaki artış, son 1 yılda yüzde 100 arttı. 80 dolara varili neredeyse dayanmış vaziyette.Bunlar dış faktörler, yani bizde de böyle, Arjantin'de de böyle, Brezilya'da da böyle, Rusya'da da böyle, efendim İran'da vesaire sayıları çoğaltabilirsiniz, hatta Avrupa ülkelerinde.

Bir de tabii bizim içten kaynaklı bazı konularımız var. O da nedir? Petrol fiyatındaki artışla beraber enflasyonun aynı şekilde etkilenmesi kısmen artış eğilimine girmesi. Ayrıca, petrol ithalatı nedeniyle cari açığın doğal olarak artması. Biz petrolümüz olan, doğalgazımız olan bir ülke değiliz. O bakımdan bunlar da bir anlamda cari açığı etkileyen faktörler. Bunların da katkısıyla işte değerlendirme kuruluşları falan, Türkiye'nin çifte açığını ve açıktaki büyümeyi ilerisi için bir olumsuz gelişme olarak öngörüyorlar ve sık sık toplanıyorlar, dağılıyorlar, açıklama yapıyorlar, not indiriyorlar, izlemeye aldık diyorlar, tabii bunlar masum şeyler değil.
Bunlar olmakla beraber, seçim sürecini, seçim sonucunu etkilemeye yönelik ayrı bir gayretin olduğunu da göz ardı etmememiz lazım, bunu da görüyoruz. Çünkü programlarında, takvimlerinde olmayan, mutat zamanlarda yapmaları gereken değerlendirmeleri öne çekiyorlar, seçim takvimine göre program değiştiriyorlar, bunlar manidar, zamanlama açısından manidar."

Yıldırım, derecelendirme kuruluşlarının piyasalara olumsuz algı yerleştirmeye çalıştıklarını, Türkiye'de ekonomi kur hareketleriyle beraber bu olumsuz algının seçimde olumsuz bir sonuç doğurmasının istendiğini söyledi.

Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Çok açık değil mi, bunu yapmaya çalışıyorlar. Bu yeni bir şey değil. 15 Temmuz darbesi başarısızlıkla sonuçlandı, mutsuz oldular bazı şeylerde. Hemen bu değerlendirme kuruluşları hızlı bir şekilde hareket etti. Darbede yapamadıklarını ekonomi üzerinden yapma gayretine girdiler ama o zaman da yine sonuç alamadılar, çünkü biz daha hızlı hareket ettik, tedbirlerimizi çok seri şekilde aldık. Hatırlayın 2017 senesi için büyük bir felaket senaryosu yazılmıştı. Ama 2017'yi Türkiye belki dünyada OECD içinde İzlanda'dan sonra ikinci, ama dünyanın bütün ekonomilerinin üzerinde bir büyümeyi başardı. Değerli arkadaşlar, şöyle bir analiz yapmakta fayda var, Türkiye açısından şunu söyleyebilirim, bütün bu olan biten, anlattıklarımın hepsi geçicidir. Bunların bir kısmı seçime yönelik manipülasyonlardır, bir kısmı da küresel ölçekteki gelişmelerden kaynaklıdır. Şunu bilmenizi istiyorum, enflasyon konusundaki hassasiyetimiz, enflasyonun aşağıya çekilmesi, tek haneye indirilmesi konusundaki kararlılığımız devam edecek. Tabii ağırlıklı olarak seçimden sonra bu daha hız kazanacak. Bir cari açık konusunda dengeleme yoluna mutlaka gidilmesi gerekiyor. Bunun çalışmalarını yapacağız, tedbirlerini aldık.

Tabii bunlar olurken iyi şeyler de var, mesela turizmde ciddi bir sıçrama var, 40 milyonu aşacağımızı öngörüyoruz, bu önemli bir şey. Biz bugün Rusya'yla daha çok ticaret yapıyoruz, yüzde 40'ı aştı bu sene, geçen seneye göre yüzde 40 fazla ticaret yapıyoruz yılın ilk beş ayında. Aynı şekilde İran'la, Orta Doğu ülkeleriyle, bunlar petrol üreticisi ülkeler, bunlarla ticaret gelişiyor. Niye? Nakitleri, dövizleri olmaya başladı. Bize olumsuz yansımasına rağmen, diğer taraftan ihracatımıza olumlu katkısı var, o yüzden de ihracat her ay rekor kırıyor, iyi gidiyor. Turist daha çok geliyor, biraz kurdaki gevşemeden dolayı daha çok turist geliyor. Seçim dönemi olduğu için ekonomide herkes bekle gör moduna giriyor, bu doğal bir şey, bunu ayıplamak mümkün değil. İnsanlar, dur bakalım, bir seçimleri görelim düşüncesine her seçim döneminde giriyor. Bunu seçimden sonra artık ekonomi tekrar normal hızına dönmüş olacak."

"AB ile ilişkilerimizde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngörüyoruz"

Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa Birliği ile ilişkilerde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngördüklerini belirterek, "Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngörüyoruz, ümit ediyoruz, alınan sinyaller bu doğrultuda." dedi.

Amerika'nın kendilerini düne göre daha iyi anladığını düşündüklerini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

"Hem Suriye YPG/PYD konusundaki tutum, Menbiç'ten PYD'nin, YPG'nin çıkarılması ve yerine Türkiye-Amerika birlikte orada güvenliği tesis etmeleri hususunda bir çalışma var. Verilen silahların kontrol altına alınması konusu var. Eskiden böyle bir süreç yoktu, müzakere dahi edilmiyordu, karşılıklı restleşmeler vardı. Ama şimdi konu en azından diplomatik düzeyde ele alınacak düzeye geldi, seviyeye geldi. Dolayısıyla Amerika ile birçok konuyu herhalde seçimden sonra ilişkilerimizi zehirleyen, olumsuz bir hava oluşturan, başta FETÖ konusu olmak üzere YPG/PYD konusu ve diğer savunma ihtiyaçlarının temini konusundaki anlaşmazlıklar kapsamlı bir şekilde ele alınacak ve ümit ediyorum ki Amerika bizi daha iyi anlayacak bir düzeye gelecek. Yani bizim bu konudaki tutumumuz çok açık ve nettir, doğrudur. Yani bölgede bize yönelik tehditler vardır, bir darbe teşebbüsü vardır, bu darbenin arkasındaki FETÖ, Amerika'dadır. Bütün bu gerçekler ortadayken Amerika'nın hala duyarsız davranmasını beklemiyoruz. İnşallah yeni dönemde burada da müspet adımlar atılacağını öngörüyoruz.

Şimdi ekonomiyle ilgili dış kaynaklı ve içeride de ekonomi üzerinden prim yapmaya çalışan, çalışma gayreti olduğunu görüyoruz; bunu ifade etmek isterim. Size bir örnek vereceğim; 1924'ten 2002'ye kadar geçen süre içerisinde ortalama her yıl Türkiye yüzde 4,7 büyümüş. Az büyümüş, çok büyümüş, ama ortalaması 4.7. 2003-2017'de ortalamamız 5.7, yani yüzde 1 puan var. Diyebilirsiniz ki, ya yüzde 1 puanla ne böbürleniyorsunuz, topu topu yüzde 1 puan artırmışsınız. Eğer 1924'ten bu güne 1 puan fazla büyüseydik, 5,7'yi Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar muhafaza etseydik, arkadaşlar Türkiye 2,6 kat daha büyüyecekti. Tercümesi ne? İlk yedinci ülke oluyor. Bir Amerika, iki Çin, üç Japonya, dört Almanya, beş İngiltere, altı Fransa, yedi Türkiye. İlk yedi içinde yerini alacak. Evet, 1 puanlık farkla, 2 trilyon 250 milyar dolarla bu hale gelecekti. Dolayısıyla yani buradan geleceğim sonuç ne? İstikrar. Güçlü iktidar, Türkiye'nin ihtiyacı olan güven ve istikrar arkadaşlar."

"Bunlar en iyi kapatmayı, geriye gitmeyi biliyor"

CHP-Saadet Partisi-İyi Parti ittifakının yerli otomobili durduracağı, Kanal İstanbul'u iptal edeceği, TRT'nin satılacağı, TİKA'nın kapatılacağı vaadinde bulunduğu aktarılarak sorulan soruyu Yıldırım, şu şekilde yanıtladı:

"Bunlar en iyi kapatmayı, geriye gitmeyi biliyor. Dünyanın hiçbir yerinde devlet televizyonu olmayan ülke pek yok, her ülkenin bir tane devlet kanalı vardır, küçük de olsa mutlaka olmalı. TRT, birçok televizyon kanalı, internet sitesi var, onlardan bir tanesi haline geldi. Ama geçmiş yıllarda TRT belirleyici bir medya organıydı, her şey TRT'ye göre, kanunlar bile TRT'ye göre yazılıyordu. TRT kapatma işi duygusal. Yerli otomobile karşı çıkmanın akla ziyan bir iş olduğunu düşünüyorum. Türkiye otomotiv sektöründe 8 senedir şampiyon oluyor, ihracatta şampiyon oluyor. Yani müthiş bir istihdam alanı var. Türkiye'nin en büyük istihdam alanını otomobil sektörü sağlıyor. Dolayısıyla yerli otomobil yapmaya karşı çıkmak akla ziyan bir iştir. Çok ciddiyetsiz bir yaklaşımdır. Yani elektrik, sürücüsüz, akıllı otomobil sürüş sistemleriyle donatılmış otomobilimizi inşallah 2020'lerde trafiğe çıkarmış olacağız. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Enerji bağımlısı bir ülkenin mutlaka özgün projesi olan ve bizim cari açığımızı azaltacak teknolojilere sahip yerli otomobile ihtiyacı var.

Evvelsi gün gazetelerde gözüme ilişti. Sayın Kılıçdaroğlu; 'Başbakan köprü yaptım, tünel yaptım, havaalanı yaptım, hızlı tren yaptım diye övünüyor, bu ne kadar komik bir şey diyor. Buzdolabı, çamaşır makinesi yaptık diye övünüyorlar. Bunlar 17. yüzyılın ürünleri diyor. Yani böylece tabii cahilliği de ortaya çıkmış oluyor. 17. yüzyılda daha elektrik falan yok. Buhar makinelerini geliştirme çalışmaları var 17. yüzyılda. Bir vatandaş 'Cumhurbaşkanımız Ay'a dört şeritli otoban yapacağız dese inanırım' diyor. Bu Cumhurbaşkanımıza güveni gösteriyor. Henüz Ay'a otoban yapamadık belki ama yaptığımız yollarda dünyanın etrafına bir tur attık, onu söyleyebilirim."

"Şu anda savrulma fazına geçmiş durumda"

Bir basın mensubunun CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce'nin, "Demirel'in yaptığı köprü bayramda ücretsiz, ancak işte AK Parti'nin yaptığı, Erdoğan'ın yaptığı köprü bayramda ücretli." şeklindeki ifadelerini hatırlatması üzerine Yıldırım, "Arkadaşlar, tabii Muharrem İnce fizik öğretmeni, ama konuşmalarıyla merkezkaç kuvvetin formülünden uzaklaşıyor yavaş yavaş. Kritik hızın üzerine çıkınca savrulma olur biliyorsunuz, şu anda savrulma fazına geçmiş durumda." ifadelerini kullandı.

"Metin Temel Paşa bir kahramandır" 

İnce'nin, Korgeneral İsmail Metin Temel'e ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise Yıldırım, şunları söyledi:

"Apolet meselesi çok önemli bir mesele. Bir yandan 'ben cumhurbaşkanı olursam hakimler ayağa kalkmasın' diyeceksin, sonra beğenmediğin durum olursa 'apoletlerini sökerim' diyeceksin. Hitler'e özeniyor. Buradan anlaşılan odur. Hukuk devletinde herkes hukuka saygı göstermek mecburiyetinde. İster cumhurbaşkanı olun, isterseniz başka bir sorumluluk sahibi olun, peşinen öyle herkesi asıp kesemezsiniz. 15 Temmuz'u yapanlar oldu, mahkeme söküyor apoletleri, biz sökmüyoruz. Millete silah doğrultan, insanları acımasızca katledenlerin apoletlerini millet adına bağımsız Türk yargısı söküyor. Cumhurbaşkanının talimatıyla sökülmüyor. Belli ki hukuk devletiyle ilgili kafasında bir karışıklık var Sayın İnce'nin."

Korgeneral Temel'in 15 Temmuz gecesi büyük bir kahramanlık yaptığını, kendisinin bizzat buna şahit olduğunu ifade eden Yıldırım, "Bu darbeye karşı çok büyük iş görmüştür. Kendisi bu darbenin bastırılmasının önemli aktörlerinden biridir, onu ifade etmekte yarar var. Afrin Operasyonunda da tartışılmaz bir başarısı var, Cerablus'ta da öyle, değerli bir komutandır. Değerli komutanlar kolay yetişmiyor. Onun için böyle sorumsuz beyanatlardan adayların kaçınmasında yarar görüyorum." değerlendirmesini yaptı.

"İlk turda bu iş bitecek inşallah"

Seçim sonuçları konusundaki soruya ise Yıldırım, "Seçime yönelik oran vermek, tahmin yapmanın seçmenin iradesine saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Gerçek anket sandıktaki sonuçtur. AK Parti olarak, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimde biz gayet iyi görünüyoruz." dedi. 

Yıldırım, seçimin ikinci tura kalma ihtimalinin olup olmadığının sorulması üzerine ise "İlk turda bu iş bitecek inşallah." cevabını verdi. 

Muhalefetin parlamenter sisteme dönüş vaatlerinin hatırlatılmasına ise Yıldırım, "Bizde tornistan olmaz, o kararı verdik. 16 Nisan'da verilen kararlar arkadaş, çok açık ve net. 94 yıllık Türkiye'deki yönetim sisteminin değişikliğidir. Bu seçimlerin en önemli özelliği, birçok yenilikler var, en önemli yenilik, sistem değişikliğidir. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine gidiyoruz. Çift başlılığı ortadan kaldırıyoruz, yönetimde sadeleştirme yapıyoruz." diye konuştu. 

"3600 ek göstergenin kapsamı genişleyecek mi"

"Emeklilere bayram ikramiyesi verildi, bu konuda memurlar da bir beklentiye girdi. Bu konuda memurlarla ilgili bir çalışma yapılacak mı? 
Bir de 3600 ek göstergenin kapsamı genişleyecek mi, ne zaman yürürlüğe girecek bu?" sorunu Yıldırım, şöyle cevapladı:

"Emeklilere her dini bayram öncesi 1.000 lira seyyanen ikramiye verilecek. Yani emekli maaşı kaç para olursa olsun 1.000 lirayı herkes alacak. Bir müddet hep bunlar 'vermeyecekler, işte yüksek maaşlılara 300 lira verecek, aşağıdakilere 500 lira verecekler' diye biliyorsunuz propaganda yaptılar. Şimdi paralar dağıtılıyor, belirli bir takvime göre, herkesin aldığı gün belli, ikramiyeler veriliyor. Memurlarımız zaten hep gündemimizde. Ancak şu anda gündemimizde ikramiye yok. Hükümetlerimiz döneminde memurumuzu hiç unutmadık, memur maaş artış oranlarında enflasyona göre düzenleme yapma gayreti içinde olduk. Yaşlılar, yani 65 üstü 266 lira alıyorlardı ayda, onu 500 lira yaptık. Üç aylık ödeniyor, 1.500 lira. Artı 12 milyon memur emeklisi, işçi emeklisi, işte gaziler, şehit yakınları vesaire bütün bunlar 1.000 lirayı herkes alacak. 3600 emeklilikle ilgili bir konudur, yani fiili maaş zammı değildir. Emeklilik ikramiyesinin, daha doğrusu emeklilik maaşını artıran bir karardır. Bu subaylarda zaten var, astsubaylarda var, idarecilerde var, 3600 ve üstünde ek göstergeye sahip olanlarda var. Buna şimdi polis ilave oluyor, öğretmen ilave oluyor, din görevlileri ilave oluyor, birkaç grup daha var. Şu anda sözü verildi. Söz bizde namustur, AK Parti'nin en önemli özelliğinden bir tanesi, söz verdiği işleri yapar, yapamayacağı işin sözünü vermez."

"Atatürk'ün partisinin düştüğü hallere bakın"

"HDP barajı geçiyor mu?" şeklindeki soruya "Bilemem" yanıtını veren Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

"Çıkıp şunu diyemediler: 'PKK'yla bizim alakamız yok, kınıyoruz, lanetliyoruz, PKK bir terör örgütüdür'. Bu olmadığı sürece de benim Kürt kardeşimin temsil edemezler. Bu terör örgütü hem Kürtlerin, hem Türklerin, bütün bir milletin başının belası. Hiçbir zaman HDP, bölgedeki Kürt kardeşlerimizin yegane temsilcisi olamaz. Kürt, Türk, Çerkez, Laz... Milletin temsilcisi AK Partidir. Er ya da geç Kürt vatandaşlarımız HDP'nin, PKK'nın esiri olduğunu görecektir, buna yürekten inanıyorum. Tabii bugünlerde HDP sevenler çoğaldı. CHP başta olmak üzere HDP'yi barajı aştırmak için el altından çalışıyorlar. Bana seçmenlerden geliyor, CHP'li yöneticiler, teşkilat mensuplarına 'oylarınızın bir kısmını HDP'ye verin' diyorlarmış. 'HDP'nin barajı aşması lazım' diyorlarmış. Zaten Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu büyük iştiyakla 'HDP barajı aşmalıdır' diyor. Dolayısıyla onun gereğini alttan alta yapıyorlar. Atatürk'ün partisinin düştüğü hallere bakın kardeşim. Terör örgütünün destekçisi bir partiye örtülü bir şekilde destek vermek için seçmeni ne kadar zor duruma düşürüyorlar, yazıktır."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!