Aslan: Türkiye'nin kuracağı askeri üs, ABD-İsrail-BAE-Suud blokunun çıkarlarına tersti

Hem Sudan'da son 24 saat içerisinde olup biteni hem de Türkiye'ye tahsis edilen ve Türk Üssü kurulması planlanan Sevakin Adası'na yönelik olası senaryoları, Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) araştırmacısı Hüsamettin Aslan, Sputnik'e değerlendirdi.

Aslan: Türkiye'nin kuracağı askeri üs, ABD-İsrail-BAE-Suud blokunun çıkarlarına tersti

Sudan'da sular durulmuyor. 30 yıldır ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Ömer el Beşir'e karşı protestoların aylardır devam ettiği Sudan'da ordunun hükümeti görevden alma kararı verdiği açıklandı. Sudan Yüksek Askeri Konseyi'nin yönetime el koyduğunu açıklayan Sudan Savunma Bakanı Avad Muhammed Ahmed bin Avf ise Beşir'in tutuklandığını, hükümetin ve yerel yönetimlerin feshedildiğini, kurulacak askeri konseyin ülkeyi 2 yıl yöneteceğini ve 3 ay boyunca olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu. Peki, Rusya'nın "darbe" diye nitelendirdiği gelişmeleri nasıl yorumlamak gerekir? Söz konusu "darbe"yi takip eden gelişmeler, imarı için Türkiye'ye tahsis edilen ve Türk Üssü kurulması planlanan Sevakin Adası'ndaki durumu etkiler mi? Türkiye'nin bu kazanımını kaybetmesi söz konusu olabilir mi? Hem Sudan'da olup biteni hem de Sevakin Adası'na ilişkin olası gelişmeleri, Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) araştırmacısı Hüsamettin Aslan, Sputnik'e değerlendirdi.

'EKONOMİK ŞARTLARIN GÜNDEN GÜNE ZORLAŞTIĞI SUDAN'DA YAŞANAN DARBEDİR'

Sudan'da el-Beşir karşıtı gösterilerin 4 aydır sürdüğüne işaret eden Aslan "Sudan'da 19 Aralık 2018'de ekmek fiyatlarına artmasından ötürü başlayan sokak gösterileri yaklaşık 4 ay boyunca sürüyordu. Afrika ülkelerinde eşi benzeri görülmemiş şekilde kadınların bu protestoların ön saflarında yer aldı. Ana muhalefet Umma Partisi genel başkan yardımcısı Mariam Sadık El Mehdi'nin görevden alınması ve kadın göstericilere karşı tutuklamalar ülkedeki siyasi rahatsızlığı artırırken; Güney Sudan'dan ayrılmasından ötürü petrol gelirinin yüzde 75'ini kaybeden Sudan'daki ekonomik şartlar da giderek kötüleşiyordu. Bu kötü yönetimle birlikte, halkın yüzde 80'inin günlük geliri 1 dolar civarında olan ülkede hayatı her geçen gün zorlaşıyordu. El-Beşir yönetimi, protestolar sürerken Al Maidan, Akhbar, al-Watan ve Al-Baath gibi gazetelerin basımlarına engel oldu. Dolayısıyla El-Beşir'i askeri darbeye götüren unsur kendisini destekleyen sosyal tabandaki bir yarılmadan kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı.

'BATI DÜNYASI, SUDAN'DAKİ DARBEYİ AÇIKÇA OLUMLUYOR'

Batı dünyasının "darbeyi olumladığına" işaret eden Aslan " Batı dünyasının bu sabah yapılan bu darbeyi daha çok olumladığını görüyoruz. Çünkü el-Beşir uluslararası mahkemelerde tutuklanmasıyla ilgili bir karar çıkmış, kendisiyle yakın çalışan tüm ülkeler el-Beşir'le diplomatik temas kurulmaması noktasında yoğun bir şekilde eleştiriliyordu. Uluslararası ceza mahkemelerinde tutuklanma kararı alınan el-Beşir dünyada ancak sınırlı sayıda ülkeye ziyaretlerde bulunabiliyordu. Haliyle, bu da kendisini çok ciddi bir şekilde basınç uygulanmasına neden oldu" dedi.

'1.5 AY ÖNCE ABD'NİN SUDAN İSTİHBARAT BAŞKANI'NA 'BEŞİR'İ İNDİR' TALİMATI VERDİĞİ YAZILMIŞTI'

Aslan "Uluslararası medyada, ABD'nin Almanya'daki Münih Güvenlik Konferansı'nda Sudan İstihbarat Başkanı'na el-Beşir'in indirilmesi noktasında bir direktif verdiği haberleri medyaya düşmüştü. Sudan'daki darbe, bu haberlerin çıkmasından 1.5 ay gibi bir süre sonra maalesef başarıya ulaştı. Münih Güvenlik Toplantısı hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte veya az gelişmiş ülkelerin savunma ve güvenlik teşkilat başkanlarının, birimlerinin bir araya geldiği, uluslararası bir platform hasebiyle büyük bir önem arz etmektedir. Bu platformdan çıkan haberler içerisinde Körfez ve Kuzey Afrika blokunda hükümetlerin veya liderlerin ABD blokuna yakınlaştığı noktasında birçok değerlendirme basına sızdı. Ve bu değerlendirmeler, Batılı karar alıcılar tarafından reddedilmedi. Yine Münih Güvenlik Konferansı'nda Britanya ve onun eski sömürgeleri en büyük eleştirinin odağı oldu. İngiltere Başbakanı Theresa May, ABD-Suud-İsrail-BAE aksa yönelik itidal çağrılarında bulunmuştu. Dün akşamki darbeden İngiliz medyasının çok fazla hoşnut olmadığı, buna karşın ABD ve diğer ülkelerin ise bir nevi göz kırptığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.

'BEŞİR, ERDOĞAN'LA YAKINLAŞMASI SEBEBİYLE BİR SÜREDİR TEHDİT ALIYORDU'

Beşir'in Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yakınlaşması sebebiyle "tehditler aldığına" işaret eden Aslan "Sudan, yaşanan ekonomik krizi, Birleşik Arap Emirlikleri'nden aldığı kredilerle, Mısır'dan aldığı desteklerle götürmeye çalışıyordu. Ama el-Beşir'in Türkiye'yle yakınlaşması Sayın Cumhurbaşkanımız ile, Türkiye'yle yakın ilişkilerde bulunması, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin desteklediği ve oluşturduğu Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Suudi Arabistan blokunda çok ciddi bir rahatsızlığa neden oldu. El-Beşir Erdoğan'dan ve Türkiye'den uzak durması şeklinde sürekli olarak tehdit alıyordu" dedi ve şöyle devam etti:

'TÜRKİYE'NİN KURACAĞI ASKERİ ÜS, İSRAİL-BAE-SUUDİ ARABİSTAN-ABD BLOKUNUN ÇIKARLARINA TERSTİ'

"Çünkü Türkiye ile Sudan silahlı kuvvetleri arasında stratejik bazı anlaşmalara imza atılmıştı. Sudan'ın geniş ve verimli tarım arazileriyle ilgili uzun vadeli anlaşmalar yapıp 50 yıllığına Sudan'da verimli sahalar kiralamaya başlamıştı. Sevakin Adası'nın restorasyonunun Türkiye'ye verilmesi özellikle İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır blokunda çok ciddi bir rahatsızlığa neden oldu. Çünkü Türkiye'nin Sudan'la bir askeri üs kurması, Kızıldeniz gibi dünya ticaretinin en önemli sacayağı olan deniz sularında, bu blok için bir tehditti. Dolayısıyla el-Beşir yapılan darbenin arkasından bahsederken aslında tek bir oluşumdan bahsedemiyoruz. Burada İngiliz aksının karşısında yer alan İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, ABD ve Suud blokunun desteğiyle, silahlı kuvvetlerinin etkisiyle sabaha karşı askerlerce ev hapsinde tutulmasının arka planında bu var."

'EL BEŞİR 30 YILDIR YAPTIKLARI SEBEBİYLE DEĞİL, TÜRKİYE'YLE YAKINLAŞMASI SEBEBİYLE GÖNDERİLDİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İslam dünyasının lideri" olduğuna işaret eden Aslan "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Cumhurbaşkanlığı dışında İslam dünyasının liderliği gömleği de var. Türkiye ile Sudan'ın yakın ilişkiler içinde olması ve Sevakin Adası'nın ekonomik bir koridorun üzerinde olması, Körfez'deki bir takım ülkelerin çıkarlarını zedeliyordu. Bu sebeple Beşir'in yaklaşık 30 yıl boyunca yaptıkları değil, son 2 yıl içerisinde Türkiye'yle yakınlaşması sebebiyle gönderildiğini söylemek mümkün. El-Beşir uzunca bir zamandır Türkiye'ye ve Tayyip Erdoğan'a çok yakın bir politika izliyordu ve bunun için sürekli olarak Mısır'dan, BAE'den, Suudi Arabistan'dan yoğun tehditler ve baskı altındaydı. En son yapmış olduğu Körfez turunda da bu baskı, tehditler kendisinine iletildi. El-Beşir bunlara karşı sürekli ayakta duruyordu.Türkiye'nin el-Beşir gibi uyumlu bir partneri kaybetmesi bir handikap " dedi.

'SUDAN, İKİNCİ LİBYA VEYA SURİYE OLABİLİR'

Sudan'ın önünde iki olası tablo olduğuna işaret eden Aslan "Bunlardan ilki ülkede statükonun devamı ve yeni bir figürün lider olarak çıkarılması. İkinci ve daha karanlık senaryo ise, Sudan'da muhaliflerin siyasi buhran ve çatışma içine girmesi --ki böyle bir olası senaryo, Sudan'ı ikinci bir Libya veya Suriye'ye dönüştürebilir. Unutulmamalıdır ki, hiç bir dış müdahale, içeride oluşmuş veya oluşturulmuş haklı bir nedenden bağımsız değildir. ABD, darbeyi yaparak istediğini aldı. ABD böyle bir askeri darbeyi yaptıktan sonra meşruiyet arayışında içinde olmaz çünkü ABD'nin meşruiyet arayışı darbeyi gerçekleştirmeden önce toplumu ikna noktasındadır" diye ekledi.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!