Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

Arınç-Tekin tartışması büyüdü

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik 'in MİT ve PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşme ile ilgili sözleri üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

Arınç-Tekin tartışması büyüdü

Tekin açıklamasında, "İnsanda biraz utanma olur, ağzından çıkanı kulağı duyar. Ey Başbakan Yardımcısı Arınç, sizler 'PKK ile görüşülüyor' denildiği zaman 'ispatlayamayan şerefsizdir' demediniz mi? Şimdi ispatlandı, peki şerefsiz kim?" dedi.
Tekin, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Başbakan yardımcısı Arınç bugün gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Küçücük aklımla " bunları söylüyorum demiş. Ben de Başbakan yardımcısı Arınç'ı "Küçücük aklınla " altından kalkamayacağın sözler söyleme diye uyarıyorum. Ey Başbakan Yardımcısı Arınç, siz, "Biz terörist örgütle pazarlık yapacak namussuz şerefsizlerden değiliz" dediniz mi demediniz mi? Dediniz ve bu ispatlandı. Şimdi bizim peki şerefsiz, namussuz kim diye sorma hakkımız değil mi? Başbakan Yardımcısı bu söylediğini unutturmaya çalışarak yine, kendi ifadesiyle "küçücük aklını" büyük işlere sokmuş ve bugün gazetecilere şunları söylemiş.

Demiş ki; "CHP lideri MİT-PKK görüşmesinin Başbakanlık ile PKK arasında olduğunu söylüyor. Bu büyük bir iftiradır. Bunu kabul etmek mümkün değil..

Arınç şöyle devam etmiş,

....Şu anda MİT Müsteşarı olan Sayın Hakan Fidan o tarihlerde belki Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak da katılmış. Dolayısıyla müsteşar yardımcısı sıfatıyla bu toplantıya katılıyor olması, onun Başbakanlıkla ilgili olduğunu göstermez..."

Deveye demişler ki boynun eğri, deve de nerem doğru ki diye cevap vermiş. Peki Biz, Başbakan Yardımcısı Arınç'ın devlet adamlığına yakışmayan hepsi eğri bu sözlerinin neresini düzeltelim?

Gerçek şu; PKK ile görüşmeye katılan Hakan Fidan o dönem Başbakan'ın hem müsteşar yardımcısıdır, hem de görüşmeye Başbakanın özel temsilcisi olarak katılmıştır. O tarihte daha MİT müsteşarı değildir. Bu gerçek ortaya çıkmışken, Başbakan Yardımcısı nasıl olur da Başbakanlık Müsteşar Yardımcısının Başbakan ile bir ilişkisinin olmadığını söyleyebilir. Başbakanlık Müsteşarının o görüşmeleri yapması Başbakanı ilgilendirmezse, kimi ilgilendirir? Başbakanlık müsteşar yardımcısı Başbakanın mı, MİT Müsteşarının mı emrindedir?

Sayın Arınç, Neden halkı aldatıyorsunuz. Bu durumda yalan söyleyen kimdir. Ne yazık ki dün Sayın Başbakandı, bugün de Başbakan Yardımcısı Arınç gerçekleri söylemiyor.

CHP lideri Kılıçdaroğlu ve diğer muhalefet partilerinin yöneticileri, "PKK ile görüşülüyor" dediği zaman, Başbakan Erdoğan küplere binmiş, Yardımcısı Arınç'ta , "Biz terörist örgütle pazarlık yapacak namussuz şerefsizlerden değiliz" diye açıklama yapmıştı. Peki ne oldu? Şimdi şerefsizin kim olduğunu sormak ve cevabını beklemek bizim de kamuoyunun da hakkı değil mi?

Öte yandan bugün "Zurnanın son deliği" diye tanımlanan Ömer Çelik de bir açıklama yapmış. Çelik, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nu İsrail'in avukatı olmakla suçlamış. Ömer Çelik eğer ciddiye alınmak isteniyorsa, önce İsrail Lobisi tarafından Başbakan'a verilen ve onunda"iade etmem de etmem" diye gururla taşıdığı "Davut Boynuzu" madalyasını izah etsin ayrıca, İsrail'i korumak için AKP'nin kurdurduğu füze kalkanının hesabın versin.. Bütün dünya biliyor ve görüyor ki İsrail dünyanın en iyi avukatlarını tutsa bile AKP'den ve bu Hükümetten daha iyi bir avukat bulamazdı"

 

ARINÇ'IN YAPTIĞI AÇIKLAMA...

AK Parti MKYK toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT ve PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşmenin ses kaydını kimin sızdırdığı ile ilgili soruya, "Belki bir gizli servisler mücadelesinden bahsedebiliriz. İkincisi, taraflara baktığımız zaman bunların her birinden bu tür bir sızdırma veya servis etme gerçekleşebilir diye düşünüyorum. Benim küçücük aklımla bulabildiğim sonuç budur" dedi.
Arınç, şunları söyledi:


"Belki bir gizli servisler mücadelesinden bahsedebiliriz. İkincisi, taraflara baktığımız zaman bunların her birinden bu tür bir sızdırma veya servis etme gerçekleşebilir diye düşünüyorum. Benim küçücük aklımla bulabildiğim sonuç budur. Orada kim var; PKK'yı temsil eden bir kaç kişi, MİT var. Kim var, üçüncü bir ülkeden kendisini bir şekilde tanıtan kişi. Bir dördüncüsü de olabilir. Bu görüşmeleri dinlemiş, not etmiş, zamanı geldiğinde de kendi yararına sızdırmak isteyen bir başkası olabilir. O sizin dediğiniz ülkeyle birlikte her şey akla gelebilir. Ama önemli olan sonuç, bu tür bir gizli kalması gereken görüşmenin bile dinlenebildiği ve yeri ve zamanı gelince o kişiler veya kurumlar tarafından sızdırılabildiğidir. Çok da önemli değil. Bu bir şekilde ortaya konulmuştur. Bundan sonraki amaçlarda veya bundan sonraki zamanlarda, sanıyorum bu tür dikkatler daha da çoğalmış olması lazım"


"GÖRÜŞMENİN BAŞBAKANLIK VE PKK ARASINDA OLDUĞU İFTİRADIR"


Konuyla ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eleştirileri ile hakkındaki fikirleri de sorulan Arınç, "Sayın Kılıçdaroğlu'nun eleştirilerine gelince, 'Niçin görüştünüz demiyorum' diyor. Demek ki, bu tür görüşmeleri, kendisi de olağan karşılıyor. Ancak bunun, Başbakanlık ve PKK arasında olduğunu söylüyor. Bu büyük bir iftiradır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu görüşmeler, istibarat örgütü ile diğer örgüt arasında Türkiye'de terörün tamamen sonlandırılması ve eylemlerin bitirilmesi noktasında yapılacak bir görüşmenin ipuçlarını veriyor. Şu anda MİT Müsteşarı olan Sayın Hakan Fidan, o tarihlerde belki Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapıyor da olabilir. Çünkü bu görüşmenin tarihi henüz netleşmemiştir. Ama MİT'in çalışmalarına o zamandan itibaren katılmış, daha sonra da o kurumun başındaki kişi emekli olunca müsteşarlık görevine getirilmiş birisidir. Dolayısıyla Müsteşar Yardımcısı sıfatıyla bu toplantıya katılıyor olması, onun Başbakanlıkla ilgili olduğunu göstermez. Bilakis MİT Müsteşarlığına adım adım yaklaşan birisinin çok öncesinde MİT'in faaliyetlerine iştirak ettiğini gösterir" diye konuştu.


"KILIÇDAROĞLU'NA HABER VERİLMESİ GEREKMEZ"

Kılıçdaroğlu'na haber verilmesi zorunluluğu olmadığını belirten Arınç, 'Niçin bize haber verilmedi?' deniyor. Doğrusu, bu tür görüşmelerin Sayın Kılıçdaroğlu'na haber verilmesi gerekmez. Ona veya bir başkasına, bu tür gizli kalması gereken görüşmeler aktarılırsa, bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün olabilir. Çünkü ne kadar kapalı oturum istemişlerse Meclis'te, o kapalı oturum istekleri yerine getirilmiştir ama kapalı oturumda söylenenlerin hepsi dışarıda ifşa edilmiştir veya en azından 'bize hiç bir şey söylenmedi' şeklinde eleştiriye muhattap olmuşuzdur. Bu nitelikli bir iştir. Bu işin başarıya ulaşması, işin herkesin önünde yapılmasını değil, gizlilik ölçüsü içeresinde yapılmasını gerektirir" dedi.

"KILIÇDAROĞLU ÖNCE İSRAİL'LE PAZARLIK YAPMAYI BIRAKSIN, SONRA TÜRKİYE'NİN SORUNLARINI KONUŞMASI İÇİN SIRA GELİR"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik ise MKYK'ya gelişinde, MİT ve terör örgütü PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşme ve muhalefetin eleştirileri hakkında şunları söyledi:

"CHP lideri, bu işleri bilmez. Hayatı buyunca başbakanlık yapmamış. Devlet yönetimindeki bilgisi, sadece bir kurumu batırmakla sınırlı. MİT-PKK görüşmesi denilen görüşme, devletin değişik kurumları, değişik yöntemlerle aynı hedefe ilerler. O hedefte, milli birliği, devletin bütünlüğünü korumaktır. Siyasetin kullandığı yöntem farklıdır, diplomasinin farklıdır, askerinki, polisinki farklıdır. Tabii ki istihbarat teşkilatının kullandığı yöntem de farklı olacaktır. İstihbarat teşkilatı, devleti ve milleti korumak adına üzerine düşeni yapmaktadır. Görüşmelerin içeriğinde, kamuoyu bakımından algılanması güç ya da arka planı bakımından ilk bakışta profesyonellere bile kolayca anlaşılır gelmeyen bir takım ifade ve meseleler olabilir. Devletin bütün kurumları, belli birsinerji içerisinde entegre bir politika yerine getiriyorlar. Kılıçdaroğlu, 'Hükümet, PKK ile pazarlık yapıyor' diyor. Kılıçdaroğlu, önce İsrail'le pazarlık yapmayı bıraksın. Sonra Türkiye'nin sorunlarını konuşması için sıra gelir"

"SAYIN BAHÇELİ'NİN YAPTIĞI HİÇ DOĞRU DEĞİL"


MHP lideri Devlet Bahçeli'yi de eleştiren Çelik, "Sayın Bahçeli'nin yaptığı da hiç doğru değil. Resmen sokağı kışkırtan bir politika güdüyor. Kendisinin başbakan yardımcılığı zamanında da, devletin çeşitli kurumlarının ellerindeki bir mahkumla görüşmemeleri diye bir şeyin söz konusu olmadığını en iyi kendisi bilir. İdam kararına imza atmamasının arkasındaki gerekçeleri kendisi çok iyi bilir. Dolayısı ile şu an yapılan iş, terörle mücadeleye hizmet etmiyor" diye konuştu.


"HALK, MUHALEFET LİDERLERİNDEN DAHA BASİRETLİ DAVRANIYOR"

Kaseti sızdıranların amaçlarının iki başlık altında toplanabileceğini belirten Çelik, "Bir tanesi, Türkiye'nin bölgede etkin bir dış politika performansı göstermesinin önüne geçmek istiyorlar. İkincisi de, bu kaseti sızdıranlar, kamuoyunda bir tepki oluşturarak terörün devam etmesini isteyen kesimlerdir. Halk, muhalefet liderlerinden daha basiretli davranmaktadır. Kurumlar işinin başındadır. Bir mesele yoktur" dedi.

Çelik, "Kimin sızdırdığı ile ilgili bir bilgi var mı?" sorusu üzerine ise, "Onu bilmiyorum. MİT onu araştırıyordur. Başbakanımıza bilgi verirler" yanıtını verdi. 

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!