Ankara Barosu'nda 'Türkiye' ifadesi kavgası

Cumhurşkanı Recep tayyip Erdoğan'ın Türk Tabipleri Birliği ile Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) isminden "Türkiye" ibaresinin çıkarılacağını açıklamasının ardından Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran'a sessizlik, tepkisi geldi. Aralarında başkan yardımcısının da bulunduğu 10 yönetim kurulu üyesinden 8'i manifesto niteliğinde bir açıklamayla Canduran'ı suçladı. "Bu suskunluğu reddediyoruz" denilen açıklama "Ankara Barosunda kılıçlar çekildi, Ekim'deki baro seçimi için Canduran'a rakip geliyor" yorumlarına neden oldu.

Ankara Barosu'nda 'Türkiye' ifadesi kavgası

Ankara Barosu Başkan Yardımcısı  R. Erinç Sağkan,  Genel Sekreter Aşkın Demir,  Ankara Barosu Saymanı Evrim Dost ile Yönetim Kurulu Üyeleri Kemal Koranel,  Çağrı Ayhan Şenel, Özgür Ökmen, Şırahbil Emre Acer, Birgül Tavşan Kayıran imzalı açıklamada özetle şöyle denildi:

"Türk yargısı önünde adalet arayan ya da arayacak olan tüm halkımız,

Öncelikle son günlerde Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipleri Birliği'nin isimlerinden "Türk" ve "Türkiye" ibarelerinin çıkartılacağı,  meslek örgütlerine kayıt zorunluluğunun ortadan kalkacağına ilişkin siyasal erk kullanılarak yapılan tehdidi büyük bir şaşkınlık ve hukuksuzluk tarihinde özne ve potansiyel mağdur olmanın verdiği dehşet duygusu içerisinde izliyoruz.

FEYZİOĞLU'NUN TOPLANTISINA KATILMAMAKLA SUÇLANDI

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Av. Metin Feyzioğlu, anılan açıklamalara istinaden ivedilikle baro başkanlarını toplantıya çağırarak kararlı duruşunu ve eylem planını açıklamış ve 24 Şubat'ta tüm baro başkanlarını, seçilmiş organ ve kurullarını ve tüm avukatları Ankara'ya davet etmiştir. Ne yazık ki Ankara Barosu Başkanı Sayın Av. Hakan Canduran tarihi nitelikteki bu baro başkanları toplantısına katılmadığı gibi bir haftadır herhangi bir eylem planı açıklamamış, yönetim kurulunu olağanüstü toplantıya davet etmediği gibi konuyu olağan yönetim kurulu gündemine dahi getirmemiştir.

BU SESSİZLİĞİ TARİH UNUTMAYACAK

Tüm bunlar olurken; bir başka deyişle ülkenin hukuk kaleleri zapt edilmiş ve sistematik bir şekilde işlevsiz hale getirilmiş, kemikleşmiş bir OHAL yönetimi kural haline getirilmiş, adliyeleri dağıtılmış ve masumiyet karinesinin kutsallığı yok edilmeye çalışılmışken, bu hukuksuzluğa sessiz kalmak tarihin unutmayacağı hem tercih hem de bir vazgeçiştir.

BU SUSKUNLUĞU REDDEDİYORUZ

Şahsi ve mesleki varlığımızın demokratik bir hukuk devletinde devamı için hem vatandaş hem avukat sıfatımızla varlık savaşı vermemiz gereken bugünlerde Ankara Barosu Başkanı Sayın Hakan Canduran'ın tercihli bir sessizliğe büründüğünü görüyor ve Ankara Barosu Yönetim Kurulu'nun sekiz üyesi olarak başkanımızın girdiği bu suskunluk sarmalını reddediyoruz.

BU SUSKUNLUK HUKUKSUZLUĞA DESTEKTİR

Zira üst birliğimizin, baroların ve mesleklerimizi icra ettiğimiz sistemin Cumhuriyet tarihi boyunca hiç olmadığı kadar tehdit altında olduğu bugünlerde her türlü suskunluğun saldırgan bir suskunluk; var olmamızda ve mesleklerimizin devamında hukuksuzluğa pasif nitelikte bir destek olduğuna inanıyoruz. Tesis edilmeye çalışılan bu totaliter düzende kulakları sağır eden sessizliklerin, adaletsizliğin kural ve var olmanın muktedirin lütfuna bırakıldığı bir sisteme hizmet ettiğinin farkındayız.

Barolar, medeniyet tarihi boyunca devletin hakimi ve savcısı karşısında halkın yanında olan ve bu kutsal tarafı sadece bireysel mevcudiyetleriyle değil örgütsel oluşumlarıyla var eden baskı gruplarıdır. Gittikçe tek adam iktidarına çevrilmeye çalışılan düzende, baskı grubu niteliğini haiz baroların dernekleştirilmeye çalışılması, adaletin tenzil-i rütbesinden başka bir şey değildir.

Adaletin tenzili rütbesi ise adalet arayan ve adalete sığınan her bireyin bir araya gelerek oluşturduğu halkı 'yığınlara' dönüştürme amacına hizmet eder. Zira her birey adalet arama potansiyelini bizzat kendi varlığında, yaşadığı her dakika yeniden ve yeniden inşa etmektedir. Zira biz dahil hepimiz, belki de beş dakika sonrasının şüphelisi, tutuklusu ya da savunma yapmak için savcılıklarda avukatını bekleyen sıradan vatandaşlarıyız.

Bugün 15 bin üyesine kapatılma gözdağı verilmiş Ankara Barosu, sadece son 5 yılda 3 bin 500 kadın ve çocuk cinsel istismar ve şiddet  mağduruna ulaşmış; 190 bin sanığa ve 60 bin  mağdura ücretsiz avukatlık hizmeti vermiştir ve var olduğu müddetçe, kanının son damlasına kadar, cübbelerimiz cebren ve hile ile çıkartılana kadar vermeye de devam edecektir.

VARLIĞIMIZ TEHDİT ALTINDA

Varlığımız tehdit altındadır. Dönem sıradan bir gündemin idarei maslahatçı çözümlerinin yeterli olmayacağı kadar elzem ve acildir.

Kimileri bu tartışmayı sarı öküzü feda ederek bitirme niyetinde olsa ve hatta bu fedadan kendisi için bir istikbal hayal etse de biz baroların bırakın başkanını tek bir görevlisini dahi feda etmeye razı değiliz.

Ve bu nedenle Ankara Baro Yönetim Kurulu Üyesi olmanın bizlere yüklediği göreve istinaden sorumluluğu üstlenmek ve gereğini yapmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Bu kapsamda;

- Türkiye Barolar Birliğinden "Türkiye" isminin kaldırılmasını ve baroların parçalanarak yok edilmesini kesinlikle kabul etmediğimizi,

- Bu günden itibaren seferberlik ilan ederek tüm avukatları 24 şubattaki direniş için örgütleyeceğimizi,
- Ve bundan sonra Ankara Barosu avukatları olarak bu mücadele ve eylemleri, bugün yapılacak Ankara Barosu yönetim kurulu toplantısında karara bağlayacağımızı,
bildiririz.

Baroların özgürlüğü ve bağımsızlığı için bir fedakarlık yapılması gerekiyorsa biz kendimizi feda etmeye hazırız."

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!