68 yıldır şeref madalyalarını gururla taşıyor

Kore gazileri Nejat Beşer ve Mahmut Aka, aradan geçen 68 yıla rağmen, o döneme ait fotoğrafları, rozetleri, beratları ve şeref madalyalarını özenle muhafaza ediyor.

68 yıldır şeref madalyalarını gururla taşıyor

Birleşmiş Milletler'in çağrısıyla 25 Temmuz 1950'de Bakanlar Kurulu'nun Güney Kore'ye kuvvet gönderme kararı doğrultusunda, Genelkurmay Başkanlığı'nca görevlendirilen 5 bin 83 kişilik 1. Kore Tugayı'nda gönüllü olarak yer alan Beşer ve Aka, savaşta Türk askeri olarak kahramanca bir duruş sergilemenin gururunu yaşıyor.

Kore Savaşı'ndaki görevlerini tamamladıktan sonra büyük bir gururla ülkesine dönen ve memleketinde sevinç gösterileriyle karşılanmış olmanın mutluluğunu hala dün gibi hisseden gaziler, Güney Kore halkının savaş boyunca ve sonrasında kendilerine gösterdikleri sevgi, saygı ve itibarı unutamazken, Güney Kore Savunma Bakanlığı tarafından kendilerine hediye edilen güçlü Türk askerini simgeleyen heykellere itinayla bakıyor.

Gaziler, 17 Eylül Türk askerlerinin Kore'ye doğru yola çıkmasının yıl dönümü dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dünyaya açılımını sağlayan ve NATO'ya alınmasında önemli rol oynayan Kore Savaşı'nda, Türk askerinin gösterdiği destansı kahramanlıkları, yaşadıklarını ve anılarını anlattı.

Kore Savaşı'nın gönüllü erlerinden

Gaziosmanpaşa'da yalnız başına yaşamını sürdüren 89 yaşındaki Kore gazisi Nejat Beşer, gazi maaşı ve Şehremini'de yaptığı seyyar satıcılıkla geçimini sağlamaya çalışıyor.

Beşer, 1949 yılında vatani görevini yaptığı Gelibolu'da tezkere almasına 4 ay kala gönüllü olarak Kore Savaşı'na gitmek için başvurduğunu söyledi.

Gemiye binmek için Ankara'dan İskenderun'a giderken her durakta halkın kendileri için kurbanlar kestiğini ifade eden Beşer, "Kore'ye gitmeden önce 15 gün boyunca eğitim aldık ve İskenderun'dan gemiyle yola çıktık. Çok büyük bir gemi. İçinde canlı hayvan, her şey ne isterseniz var. Gemide giderken kimi köylüler hiç deniz görmemişler fenalaştılar, hastalandılar, yemek yiyemediler. Yemeği alıyorsun bir dalga geliyor, olduğu gibi dökülüyor. Gemide 9 devletin askeri vardı. Yunan, Rus ve Alman askerleri vardı. Hepimiz birden gittik. Yol 29 gün sürdü." diye konuştu.

Beşer, Birinci Kore Değiştirme Tugayı'nda yer aldığını aktardı.

"Cepheye giderken Kore halkı bize tezahürat yaptı"

Yaklaşık bir ay süren gemi yolculuğunun ardından Busan'a indiklerini belirten Beşer, gazi olduğu cephede yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Busan'da 15 gün Ayla (Koreli Kim Eunja) yanımda kaldı. Sonra cepheye sürdüler. Muhabereciydim ama orada piyadeliğe geçti vazifem. Cepheye giderken Kore halkı bize tezahürat yaptı. Seul Muharebesi'ne katıldım. Orada gazi oldum. Çatışma sırasında arkadaşım Teğmen Yaşar Tançın yaralandı. Onu aşağı kadar indirdik. Ondan sonra omzumdan yaralandım. Köprücük kemiğim kırıldı, dışarıya çıkmıştı. Hastane gemisinde ameliyat ettiler. Yarama 2 saat boyunca ıslak havlu koyuyorlardı. Öyle tedavi ettiler."

Kore'de 1 sene kaldığını ifade eden Beşer, birinci, ikinci ve üçüncü kafilenin harbe girdiğini, dördüncü kafilenin girmediğini söyledi.

Üç ay sonra cepheden geri çekildiklerini, 20 gün geride kaldıklarını aktaran Beşer, "Geride kaldık ama hem talim yapıyoruz hem cepheye sürüyorlar parça parça. Ondan sonra mevzilerde gece 38. arz dairesini 10 kere aldık, 10 kere geri çekildik. Bir emir geliyor 'Alın tepeyi' diye, alıyoruz. Ertesi gün 'Geri çekilin' diye emir geliyor. En çok zaiyatı orada verdik zaten. Gece ateş ediyoruz ama kimi vurduğumuz belli değil. 2 sefer geri çekildik, üçüncüsünde de Türkiye'ye döndük." ifadelerini kullandı.

"Türkiye bizim kan kardeşimiz' diyorlar"

Beşer, Kore halkına elleriyle bir şey vermelerinin yasak olduğunu, erzaklarının ve yemeklerinin bir kısmını belli yerlere bıraktıklarını ve Koreli çocukların oradan gelip aldıklarını anlattı.

O dönem 4 arkadaşını şehit vermekten büyük bir üzüntü duyduğunu dile getiren Beşer, "Amerika para veriyor ama alacak bir şey yok. Biz Kore'deki Türk gazileri, ekmeğimizi bölüyorduk, onlara veriyorduk. Onun için Türkiye'yi çok seviyorlar. Şimdi gezmeye gidiyoruz oraya, çağırıyorlar. 2 sefer Kore'ye gittim. En son bundan 2 ay önce gittim. O kadar itibar ediyorlar ki, 'Türkiye bizim kan kardeşimiz' diyorlar. Türkiye'ye laf kondurmuyorlar." dedi.

Kore gazisi Beşer, Ayla'nın manevi babası Astsubay Süleyman Dilbirliği'nin ölümünden duyduğu üzüntüyü, "Perşembe günü vefat etmişti. Ertesi günde de eşi vefat etti. İkisinin birden cenazesini kaldırdık. Cephede üzülmedim o kadar ama o gün çok üzüldüm." sözleriyle dile getirdi.

"Türk askeri hiçbir yerde yılmamıştır, yılmaz da"

Siirtli Kore gazisi 88 yaşındaki Mahmut Aka da 1950'de Selimiye Kışlası'nda askere gittiğini ve bir yıl orada askerlik yaptıktan sonra Kore Savaşı'na gönderilmek üzere 53. Piyade Alayı'na kura olduğunu fakat gönüllü olarak savaşa gittiğini belirtti.

Gitmeden önce İzmir'in Seferihisar kazasında 3 ay eğitim gördüklerini aktaran Aka, "Yolculuğumuz gemiyle gece gündüz 1 ay sürdü. Çok zor bir yolculuktu. Gemi denize batıyor, çıkıyor. Orada Busan şehrinde indik. İner inmez trene bindirdiler, geceydi. Trenle cepheye gittik. Cephede artık savaşa başladık." şeklinde konuştu.

Aka, her 3 ayda bir değişim olduğunu ve 1 ay istirahat ettiklerini ifade ederek, savaşta yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi:

"Savaştan savaşa, cepheden cepheye koşuyorduk. Türk askeri hiçbir yerde yılmamıştır, yılmaz da. Yorulmaz da acıkmaz da... Çembere de düştük. Kunuri'de, Vegas'ta, Seul'de... Seul'u işgal ettiklerinde biz Kunuri Muharebesi'ndeydik. Seul'e geldik, Seul'ü de kurtardık. Ben Vegas'ta gazi oldum. Havan topu düştü. Arkadaşım şehit oldu. Ben kollarımdan yaralandım. Arkadaşımı olduğu gibi bıraktım. 200-300 metre sürünerek oradan ayrıldım. Savaş devam ediyordu. Neler görmedik ki... Açlık, soğuk, kar, fırtına ama yılmadık. Cephede konserve yiyorduk. Cepheden geri çekildikten sonra yemeklerimiz gayet güzeldi. Aşçılarımız özeldi."

"Bugün savaşa çağırsalar yine giderim"

"Kore halkı gibi bir halk yok." diyen Aka, yaralandığı zaman Japonya'nın başkenti Tokyo'ya gittiğini ve Japon halkı tarafından da çok değer gördüğüne işaret ederek, "Hem Japonlar hem Koreliler gazilere çok değer veriyorlar. Yani ne anne babalarımız ne evlatlarımız böyle değer verir. Bugün bile savaş olursa, beni çağırsalar yine giderim." diye konuştu.

Savaştan döndükten sonra İzmir'de büyük bir coşkuyla merasimle karşılandıklarını belirten Aka, kendilerine istedikleri yemeklerin yapıldığını, en çok da bulgur pilavını özlediklerini söyledi.

Kore halkının bambaşka olduğunu dile getiren Aka, "Ayla filmindeki kızı ben ve bizim paşa Ankara'da bir okula yerleştirdik. Onlara ekmeğimizi, çikolatamızı, herşeyimizi ne varsa veriyorduk." dedi.

Gazi Aka, Kore Savunma Bakanlığı'nın ve Türk ordusunun Türk gazilere asker figürlü heykel hediye ettiğini, Türklerin hiçbir zaman kahramanlarını unutmadıklarını sözlerine ekledi.

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!